
Gün geçmiyor ki spor medyası hayali bir haber uydurmasın. İnsanları açık açık aptal yerine koyuyorlar.
Aykut Kocaman ile Aziz Yıldırım'ın başbaşa yaptığı görüşmede şunlar şunlar konuşuldu diye yapılan bir habere nasıl inanacağız? Başbaşa yapılan bir görüşmeyi yazmak için oraya dinleme cihazı koymanız ya da taraflardan birinin bu görüşmeyi size anlatması gerekir. 1980'li yıllardan kalma gazetecilikle insanları ısrarla aptal yerine koyuyorlar.
İşte yan tarafta bugün bir anket başlattım. Size göre hangi gazetenin spor servisi daha güvenilir diye. Hiçbiri seçeneğini işaretlemiş birçok blog ziyaretçim. Spor medyasına kimse inanmıyor artık!
Örneğin Öcal Uluç bir yazısında şöyle diyor. "Seyrantepe Projesini diline dolayanlar Fenerbahçe'ye devletçe verilen arazileri neden yazamıyorlar? Çünkü işlerinden olma korkuları var."
Peki Öcal Uluç'a bir kişi bile sormaz mı? Sayın Uluç bugüne kadar Fenerbahçe aleyhine haber yaptı diye işinden olan bir tane gazeteci ismi söyler misiniz? Çok fazla değil 1 tane isim söyleyin...
Kardeşi Hıncal Uluç her yazısında korku imparatorluğundan bahsediyor. Haluk Ulusoy'un yıllarca Türk futbolunun çok affedersiniz ama içine etmesine ses çıkarmayanlar Aziz Yıldırım'ın hayali korku imparatorluğundan bahsedebiliyorlar. Peki Hıncal Uluç kim bu Aziz Yıldırım'dan korkupta bazı şeyleri haber yapmayanlar? Bana bir tane örnek gösterebilir misiniz? Gösteremezsiniz. Çünkü siz de Öcal Uluç gibi yalan söylüyorsunuz.
Ama ben size bir tane örnek gösterebilirim. Tahir Kum, Habertürk Gazetesi piyasaya çıkmadan önce Denizlispor-Fenerbahçe maçından önce bazı büyük kulüplerinde karıştığı yazışmalarının belgelerinin elinde olduğunu söylemişti. Türkiye'de büyük olay olacaktı. Şampiyonluğun nasıl el değiştirdiği ispatlanacaktı. Bu belgeleri üstünden aylar geçmesine rağmen yayınlamadı Tahir Kum. Peki Tahir Kum kimden korktu da yayınlamadı? Bir kez olsun bunu da sorabilir misiniz? Bunu sorabilecek ya da bu belgeleri yayınlayabilecek cesur bir gazeteci tanıyor musunuz Uluç kardeşler? Ama dikkat edin Galatasaray'ınızın bir şampiyonluğu elden gidebilir.
Fenerbahçe muhabirleri ayrı bir alem. Herkes bilir ki Fenerbahçe muhabirleri dernek gibidir. Yalan haber yazacakları zaman bile ortak olarak yazarlar. Kendimi bildim bileli; Feridun Niğdelioğlu, Aygün Özipek, Yusuf Kobal, Deniz Derinsu, Sadi Kemal Yaşar, Yalçın Türk gibi isimler Fenerbahçe muhabirliği yapıyorlar. 20 yıldır yalan haber yazıyorlar ve 20 yıldır aynı görevdeler. Bir düşünün bu saydığım isimlerden hangisine inanıyorsunuz? İçlerinden mafya babalarının danışmanlığını bile yapanlar var. Bu isimlere nasıl güvenebiliriz? İşte spor medyası
bu nedenle güvenilir değil. Bir muhabir başarısına göre değil müdürüyle ilişkilerine göre görevini sürdürebiliyor. Yıllarca yalan haber yazarak yerini koruyabiliyor. Bu işin denetimi yok, yaptırımı yok.
İbrahim Seten, Nur Gencer'in Galatasaray'da görevden alınmasına neden olan vize skandalında ismi geçenlerden biri. Yani Seten basketbol federasyonunda çalışırken birkaç kişiyi yurt dışına kaçırmak için sanki milli takım ekibindeymiş gibi imza atmış. Bu adama kimse sormuyor. Biz sana nasıl güvenebiliriz diye. İşte hala yerinde...Hesap soran yok.
Şansal Büyüka, polis tarafından yayınlanan Sedat Peker'le ilişkili spor adamları listesinin en başında yer alıyor. Mahkeme tutanaklarına geçiyor ismi. Sedat Peker'den altın tesbih aldığı biliniyor. Bunu neden yapıyor? Bir spor adamının bir mafya babasıyla ne işi olabilir? Bunu kimse sormuyor. Sorgulamıyor. Lig Tv Sedat Peker ile ilişkisi çok kötü olan Aziz Yıldırım için bir şantaj aracı haline gelmiş durumda. Bu Fenerbahçe'nin aleyhine de kullanılıyor yıllardır. Bir kişi çıkıp Şansal Büyüka'yı eleştiremiyor. Sen neden tarafsız yayın yapmıyorsun diye soramıyor.
Erman Toroğlu köşesinde bir yardımcı hakeme seni bitireceğim diyor. Hadi spor müdürü görmüyor. Bir kişi çıkıpta "sen kimsin arkadaş. Neyi bitiriyorsun." diyemiyor. Herkesin köşesi babasının çiftliği gibi. İstediğini tehdit ediyor, istediğine iftira atabiliyor.
Gökmen Özdemir, Vatan Gazetesinin spor müdür yardımcısı. Hıncal Uluç övünerek O'nun Galatasaray tribünlerinde kombinesi olduğunu ve büyük Galatasaraylı olduğunu anlatıyor. Oysa aynı Hıncal Uluç Fenerbahçeli olan spor müdürlerini yerden yere vuruyor. Fenerbahçe aleyhine yayın yapmaya zorluyor. Vatan Gazetesi neredeyse Fenerbahçe aleyhine yapılan yalan haberlerin ana üssü olmuş durumda. Kimse çıkıpta arkadaşlar bu nedir? Neden bu kadar çok yalan haberler yapıyorsunuz? Fenerbahçe bir tez ortaya attığı zaman bunu çürütmek sizin mi işiniz diyemiyor. Siz gazetecilik yapın diyemiyor. Zaten kimsenin gazetecilik yapmaya da niyeti yok. Pazar akşamı Şansal Büyüka, Pazartesi akşamı da Hıncal Uluç gerekeni söylüyor. Bütün hafta bu iki kişinin başlattığı gündemle devam ediyor.
Ben bu blog'da spor medyasında pisliklerin deşifresini ve bunun kavgasını yapıyorum. Bazı şeyler değişmeli artık. Ben değiştiremem ama ben buradan deşifre edebilirim. Bunun kavgasını verebilirim.
Gelelim yazının başlığına. Spor medyasının belki de en dürüst ve düzgün kalemlerinden, Namık Sevik'in yeğeni Ercan Güven köşesinden sormuş bugün. Fenerbahçeliler neden mutlu değil. Buradan veriyorum işte yanıtını sürekli. Bir kulübün üzerine bu kadar çok gidilirse ve bu kadar kuşatma altında kalırsa taraftarı mutlu olamaz. Galatasaray'ı yendiği hafta oynadığı futbol değil tribünden atılan bir pet şişe, Trabzon'u yendiği hafta oynadığı futbol değil yan hakemin lehine verdiği bir ofsayt konuşulan bir kulübün taraftarı mutlu olamaz. Kendini hep savunma psikolojisi içinde bulur. Çünkü bilir ki kendi takımının hakkı yendiği zaman bunu kimse konuşmayacak. Trabzonspor'un verilmeyen ofsaytından önce Santos'un itilmesi lig tv özetlerinde yer almayacak ve gündeme gelmeyecek, İbrahim Setenler, Feridunlar, Denizler, Emrahlar yalan haberler yapacaklar. Fenerbahçe taraftarı ise Fenerbahçe iyi futbol oynamıyor, oynasın ondan sonra bazı şeylerden şikayet etsin yalanıyla uyutulmaya ve mutsuzlaştırılmaya devam edecek. Nihat Genç'in dediği gibi. Bu ülkede her takımın sadece 2 maçı var. Onlar da sadece Fenerbahçe ile. Maalesef ki medyanın kavgası da hep Fenerbahçe ile.