Follow @chemedya
efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2010 Salı

Şeytanın Avukatı...


Efes Pilsen son maçında Oerleans önünde maçı 2 sayıyla kaybediyor...Efes Pilsen'in en önemli oyuncusu olan Smith sezon boyunca 2o sayı ortalaması ile oynamasına rağmen bu maçta 2 sayıyla oynuyor. İşin entrasanı Smith maçtan 3-4 gün sonra Efes'in yenilmesi nedeniyle üst tura çıkmayı başaran Rytas ile anlaşıyor.

Ne düşünürdünüz?

Bu ülkenin spor medyası Smith'in (Smith ismi sadece örnek) ne kadar sahtekar olduğundan, ne kadar satılmış olduğundan bahsediyordu belki de bugün. Neyse ki böyle bir olay olmadı. Efes elenmedi.

Sezon boyunca 20 sayı ortalama ile oynayan Rytas guard'ı Bojan Popoviç, Malaga ile oynadıkları son maçta çok kötü oynadı ve sadece 2 sayıyla maçı tamamladı. Efes üst tura geçti Rytas elendi. Popoviç bu maçın daha terini kurutmadan Efes Pilsen'e transfer oldu.

Yaşasın makyavalist Türk sporu...Yaşasın her geçen gün bir başka rezalete imza atan basketbol camiamız...

9 Ocak 2010 Cumartesi

Tufan Görünümlü Kerem Gönlüm Skandalı


Hürriyet Gazetesi'nde bir haber:
Cemal Nalga tam 2 yıl ceza aldı fakat cezası ‘müsabakalardan men’ olduğu için askerliğini tecil etme hakkını koruyor. Tufan ise takım kaptanı olması nedeniyle ‘hak mahrumiyeti’ cezası aldı ve tecil hakkını kaybetti.

Aklıma Aralık ayında değiştirilen Kerem Gönlüm'ün cezası geldi. Normalde doping cezalarına itiraz edilirse ve ceza düşürülürse Uluslararası doping ajansı devreye giriyor ve cezayı 2'ye katlıyor. Bu nedenle pek tavsiye edilmiyor bu tarz cezalara itiraz. Hele ki Kerem Gönlüm olayında verilmesi gereken ceza 2 yılken sadece 1 yıl verilmesi başlı başına bir skandal. Efes Pilsen kulübü itirazı yapıyor ve hak mahrumiyeti cezası müsabakalardan men olarak değiştiriliyor. O dönem bunun ne anlama geldiği üzerine kendimce kafa patlatmış ancak bir sonuca varamamıştım. Yukarıdaki haberi görünce bendeki köşeli jeton düştü.

Şimdi anladık ki Kerem Gönlüm gönül rahatlığıyla askerliğini tecil etmek istemiş. Gereği de yapılmış.

İyi de tahkim kurulunun işi bu ince ayarları yapmak mı yoksa adaleti sağlamak mı?
Bu ülkede kimse bu tarz saçmalıklar nedeniyle hesap sormaz mı? Bu basketbol federasyonun kaçıncı skandalı? Kaçıncı rezaleti? Özerklik demek böyle keyfi uygulamalarsa yerin dibine batsın bu özerklik.

Türk insanının artık ne medyasına ne federasyonlarına ne hakemlerine ne de spor adamlarına saygısı, güveni kalmadı. Ne olursa olsun yapanın yanına kar kalıyor. Bu ülkede doping yapana, sahtekarlık yapana neredeyse plaket verip ödüllendireceğiz. Yok mu bu ülkenin sporunu tertemiz bir hale getirecek bir savcı?

Tutturmuşlar 2010 Dünya Şampiyonasında Kerem'e ihtiyaç var. Performansını arttırmak için aynı zamanda uyuşturucu görevi gören doping kullanan bir adama mı bel bağladı koca Türkiye? O zaman yazıklar olsun!

8 Ekim 2009 Perşembe

Kerem Gönlüm'ün Doping Olayı Kapatılacak mı?


Yıllarca masallarla uyutulan bir nesiliz. Özellikle spor camiamız kirlenmiş ülkemizin bir aynası gibi. Kerem Gönlüm'ün doping olayında da sanki yıllardır gördüğümüz bir filmi tekrardan göreceğiz gibi geliyor.

Basketbolu çok ama çok severim. Ancak sadece izlemeyi. Basketbol camiasından ise tiksinirim. Menajerlik yapan hakemler, spikerler, yorumcular mı dersiniz, transferlerde komisyonlar mı dersiniz, baskılar mı dersiniz. Daha bir çok pisliğin döndüğü bir camiadır maalesef.

Kerem Gönlüm'ün doping olayında öncelikle medyada Kaan Kural, Nejat Sayman gibi isimlerin ilginç sessizlikleri dikkat çekici. 3 maymunu oynuyor olmaları benim kendileri hakkındaki düşüncelerimi doğrular nitelikte. Bir diğer basketbol yazarı Yiğiter Uluğ daha önceki yazdımda belirttiğim Efes Pilsen'den nemalanan gazeteciler arasında (yeğeni Anadolu grubunda) olduğu için onu katmıyorum bile. O'nun sessizliği doğal ve duygusal bir sessizlik. Aslında Kaan Kural'ı da anlıyorum Nejat Sayman'ı da. Şişman olanı iflah olmaz bir Fenerbahçe karşıtı. (Burada Nejat Sayman'ın TBF'den maaş aldığını yazmıştım. Ancak kendisinin beyanı bunun yanlış bir bilgi olduğu. Bu konuda kendisinden özür dileyerek düzeltiyorum. Benim için insanların kendi sözleri belgelerden bile daha değerlidir. Nejat Sayman bana gerekli açıklamaları yapmıştır)

Ancak gelen duyumlar bu işin içinde daha büyük pisliklerin döndüğü yönünde. Federasyona yakınlığı ile bilinen www.basketbolseverler.com sitesi ( TBF'nin resmi sitesinde linki var) doping olayı hiç yokmuş gibi davranıyor. Basketbol federasyonu başkanı ise resmi siteden Avrupa Şampiyonasında Kerem'i aradık diyor. Cathine maddesi yasaklanmış bir uyuşturucu madde. Özelliği konsantrasyonu yüksek tutması ve alındığı dozla orantılı olarak sporcuyu dinç tutması. Beyne yorulmadın mesajı yolluyor yani.

Kerem Gönlüm bu maddeyi kullandığı için en az 2 sene ceza almalı. Bu süre içinde Efes Pilsen'in kurallar gereği Kerem'e el altından bile para vermesi yasak. Yakalanırsa yaptırımları var. Bu konununda takipçisi olacağız. Bu yazıyı neden mi yazdım? TBF'nin sitesine girdiğimde iki haber gözüme çarptı. Önce doping konusunda gerekli ceza verilecek deniliyor hemen altında ise Turgay Demirel Avrupa Şampiyonasında Kerem'i aradık diyor. Yani 2010'da Dünya şampiyonası'nda da muhtemelen Kerem'i arayacağız anlamını çıkardım. Verilecek ceza sanırım bu düşünülerek düşük tutulacak gibi görünüyor. Böyle bir durumda da Fenerbahçe'nin sessiz kalması mümkün görünmüyor. şampiyonluğu dopingle çalınmış bir camia ne kadar sessiz kalabilirse O'nlar da o kadar sessiz kalabilir. Ki Aziz Yıldırım direkt bu işle ilgileniyor.

Turgay Demirel'i Galatasaray'da geçirdiği basketbolculuk yıllarından hatırlarım. Federasyon başkanlığı sırasında, ben Haberturk kanalında çalışırken kendisi aleyhine haber yaptığımız işi bizi işten çıkarttırmak için Ufuk Güldemir'i aramasıyla kendisi ve kişiliği hakkında fikir sahibi olmuştum. Bugün gelinen noktada kulağıma bazı yerlere baskı yaptığı ve Kerem hakkında olumsuz haber yapmamaları için istekte bulunduğu bilgileri gelince o günleri hatırlayıverdim.

30 Eylül 2009 Çarşamba

Efes Pilsen ve Renault


Bu yıl tüm dünya Formula 1'de yaşanan şike skandalı ile çalkalandı. Renault takımı yapılan suçlamalar karşısında kendini savunmak yerine hatasını kabul etti ve kendilerine ertelemeli 2 yıl formula'dan men cezası geldi. Renault bu suçlamaları kabul ederken en çokta marka değerlerinin zarar görmesini önledi. Çünkü suçun sabit olduğu açıktı. Uzayan tartışmalar kendilerine büyük zarar verecekti.

Oysa Efes Pilsen kulübü belli ki Renault gibi düşünmüyor. Kerem Gönlüm dışında da KO olayasun'da da Cathine maddesine rastlanması geçen yıl final serisindeki dopingin organize olduğunu gösterdi. 6 maç süren final serisinde sadece 1 maçta kontrol yapılması ve sadece 2 oyuncudan numune alınmasına rağmen bu 2 oyuncu da da aynı maddeye rastlanması başka neyin göstergesi olabilir ki?

Efes Pilsen Spor kulübü Renault gibi kendiyle yüzleşmek yerine yaptığı açıklamayla Fenerbahçe kulübünü suçluyor. Anadolu grubundan reklam alan, bedava yurt dışı seyahatleri, hediyeler ve yakınlarına iş alan spor medyası ise genel sessizliğini koruyor. Oysa bugün Türkiye'nin bu skandalla çalkalanması gerekiyordu.

Aklıma Ankaragücü- Galatasaray maçında yaşanan teşvik primi olayı geldi. O olayda Cafer şöyle bir açıklama yapmıştı: "Fenerbahçe maçından önce Galatasaray'dan, Galatasaray maçından önce Fenerbahçe'den bize paralar geldi."

O günlerde spor medyası sadece Fenerbahçe'nin teşvik primi yolladığı üzerinde durmuş ve olay zihinlere de öyle kazınmıştı. Yani medya istediği şekilde oluşturuyor kamuoyunu. Renklere ve şahıslara göre farklı yorumlar yapabiliyor.

Bugün Efes Pilsen'in doping skandalı da yukarıda teşvik olayına benzer bir şekilde değerlendirilebilir.Bu skandal kısa zaman sonra unutulacak ve unutturulacak. Efes Pilsen imaj düzeltmek için bir kaç şey yapacak ve bu spor medyasından büyük övgü alacak. Bazı spor yazarları Efes Pilsen'in ne kadar sportmen ve Türk sporuna ne kadar hizmet verdiğini anlatacak. İşte o günler bu bloga girin ve bu yazıyı tekrar okuyun. Sizi yönlendirmelerine izin vermeyin. Siz farkında olarak buna tepki gösterin. Ve lütfen unutmayın...

18 Ağustos 2009 Salı

Galatasaray Ne Yapıyor? Ve Neden Cezasız Kalıyor?

Galatasaray kendimi bildim bileli transferde hile hurda işlerini iyi becerir. Transfer tekliflerini bir taktik olarak kullanma bir Galatasaray geleneğidir. Geçmişte çok iyi hatırladığım Hakan Yörükoğlu isimli milli basketbolcunun Efes Pilsen'den hile ile transfer edilmesi olayı bu tarz olayların başlangıcı olmuştu. Hakan önce Ankara'da bir lise takımı olan ve o güne kadar hiç ortada olmayan Ayşe Kadın Spor kulübüne transfer edilmiş ve daha sonra da buradan Galatasaray'a alınmıştı. Efes Pilsen'in nafile çabaları ise sonuç vermemişti. Bonservisli oyuncusunu kaybetmişti.







Son yıllarda da o hafta hangi takımla oynuyorlarsa o takımın bir oyuncusu Galatasaray'ın transfer gündemine girmiştir. Son aklıma gelen ise Mehmet Yıldız olayıdır. Geçen sene sezon ortasında Galatasaray Sivasla üst üste 3 maç oynayacaktı. Bu maçların 2 tanesi kupa bir tanesi de lig maçıydı. Galatasaray bu maçlar boyunca Mehmet Yıldız'a transfer teklifini canlı tutmuş. Sivassporla görüşmüştü. Bu maçlarda Sivasspor'un yıldızı olarak görülen Mehmet Yıldız biraz da kafa karışıklığıyla hiç bir varlık gösterememişti. Bu 3 maçın sonunda da ne hikmetse Galatasaray bu trasnferden vazgeçmişti. Türk spor medyasının bu olaya tepkisiz kalması ise son derece manidardır.

Bu sene ise Galatasaray'ın etik dışı olaylarına son nokta konuldu belki de. Manisaspor'dan transfer etmek istedikleri Ufuk ve Sezer için kulüplerinden izin almadan futbolcularla anlaştı.
Fifa'nın kurallarına göre bu olayın cezası ağır. Galatasaray'ın transfer cezası alması ve hatta Avrupa kupalarından men edilmesi bile gündeme gelebilir. Şu ana kadar Federasyondan en küçük bir ses çıkmadı. Medyadan da Uğur Meleke'nin bir yazısı dışında en küçük bir ses çıkmadı. Ufuk ve Sezer kulüplerine rest çektikleri için 2 haftadır forma giyemiyor. Ancak Sezer yaptığının hatanın farkına vararak bir açıklama yaparak Galatasaray'ın kendilerini oyaladığını ve oyun oynadığını söyleyip kulübüyle anlaşmaya çalışacağını söyledi. Ufuk ise hala oynayamıyor.

Lütfen artık bu ülkede kurallar işlesin. Bu tarz çirkinlikler yapanın yanına kar kalmasın.