Follow @chemedya
Şansal Büyüka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şansal Büyüka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2010 Cumartesi

Marka Değerini Fenerbahçe mi Düşürüyor?


Şansal Büyüka, Fenerbahçe ile olan kavgasına devam ediyor. Hem de tüm hızıyla. İhalenin ardından gücünü kaybettiğini ve Fenerbahçe'nin bu savaştan galip geldiğini söylemiştim. Değişen birşey yok. Fenerbahçe ağır ve vakur duruşunu sürdürüyor. Şansal Büyüka ve yakın olduğu yorumcular ise tutturmuşlar ligimizin kalitesini biz değil Fenerbahçe'nin balçık sahası düşürüyor diyorlar.

En çokta Rıdvan Dilmen'in bu anti propogandaya alet olması üzücü. Şansal Büyüka ile çok yakın olduğu bilinen Rıdvan Dilmen yorumlarıyla beni şaşırtmaya devam ediyor. Bu kavgadan Fenerbahçe'nin fayda sağlayacağını gören Hıncal Uluç ve kendisine yakın olan medya da son günlerde Galatasaray'ın transferleri üzerinden Fenerbahçe'yi aşağılamayı sürdürüyor. Oysa ligin başında da buna benzer söylemler olmuş, ardından ligde herşeyin farklı olduğu görülmüştü.

Fenerbahçe'nin gerçekten de sahası çamur deryasını andıran bir halde. Kulüp bu sorunu Avrupa'nın dev statlarının çimlerini düzelten Sgl Concept firmasıyla anlaşarak çözmek istiyor. Bu çalışma 10 ay sürecek. Ancak medyanın içinde bulunduğu çaresizlik ve çamur deryasını temizleyecek, düzeltecek bir mucizenin gerçekleşmesi ise imkansız. Baksanıza bir kısmı Şansal Baronlarına, bir kısmı Hıncal kardinallerine tapmayı sürdürüyor. Emir erleri gazeteleri zapt etmiş durumda. Gazete küpürleri güdümlenmiş haberlerle dolu.

Erman Toroğlu öldü badem gözlü oldu. Oysa çok iyi biliyorum ki kendi aralarındaki konuşmalarda çok farklı konuşuyorlar Toroğlu hakkında. Futbolun katillerinden biri olarak bahsediyorlar. Ancak gazete sütunları onların içlerinden geleni değil, söylenmesi gerekenlerin söylendiği yer. Ben de bu blogu o nedenle yapıyorum. Söylenmesi gerekenleri söylemeyenleri deşifre etmek ve söylenmesi gerekenleri söylemek için.

19 Ocak 2010 Salı

Güle Güle Demeyeceğim.

Güle güle dememe nedenim özel kinim değil. Bunun nedeni Türk futboluna verdiğiniz zarar.

Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka, Aziz Yıldırım'ın yoğun baskıları sonucu artık Lig Tv'de son günlerini yaşıyorlar. Birkaç gün önce yazdığım bu yazı ile izlenimlerimi yazıp Lig Tv'de değişim olabileceğini belirtmiştim. Bugün gelinen nokta tam da tahmin ettiğim gibi. Ligimizi istediği gibi manipüle eden Lig Tv'nin iki yorumcusu artık yolcu gibiler. İhale ile birlikte güçlerini kaybettiler...

Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay Lig Tv yolcusu

Bu ikilinin yerine konuşulan isimler ise Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay. Bence bu işe biçilmiş kaftanlar. Güntekin Onay'ı çok eskiden tanırım. Koyu bir Beşiktaş ve Lazio taraftarıdır. Dünya futbolunu çok iyi bilen, işini çok seven, başarılı bir spor adamı ve spor yorumcusudur. Rıdvan Dilmen hakkında ise söylenecek fazla söz yok. Kişilik olarak iyi midir kötü müdür bilemem ama çok önemli bir futbol adamımız.


Şansal Büyüka, güç elindeyken karşısına Fenerbahçe'yi ve Aziz Yıldırım'ı aldı. Yorumlar, verilen özetler, maç yayınları hep taraflıydı. Fenerbahçeli futbolcular sürekli olarak görüntülerden ceza aldı. Hakemler Fenerbahçe'ye karşı güdümlendi. Fenerbahçe'nin aleyhine karar verenler aferin aldı, lehine karar verenlere açık açık seni bitiririz mesajı dahi verildi. Kozlar ellerindeydi. Kimse kendilerine dokunamıyordu.

Bugün ise kozlar Fenerbahçe'nin ellerinde. Digiturk, küskün Fenerbahçelileri tekrar kazanmak istiyor. 321 milyon dolar kendileri için büyük bir risk. Para kazanmak için kurulmuş bir kuruluş bir tarafı küstürerek, kendinden uzaklaştırarak, hele ki bu uzaklaştırılan taraf Fenerbahçe ise büyük bir risk almış olur. Tahminimce Şansal Büyüka, Erman Toroğlu döneminde Lig Tv'nin kaybı yüz milyonlarca doları buluyor. Bundan önceki ihale 140 milyon dolarlıktı ve Lig Tv büyük bir kar oranına sahipti. Ulusoy tarafından adeta hediye edilmiş bir ihaleydi. Ancak bugün ortada gerçekçi rakamlar var. Artık Digiturk'un kaybedeceği birşeyler var...

Şansal Büyüka, geçtiğimiz yıllarda spor müdürlerini toplayıp Aziz Yıldırım'ı yıkmak için yardım istemişti. Hatta medyanın baronu havasıyla bunu emretmişti. Bunu bana o dönem Sabah Spor müdürü olan çok sevdiğim bir abim anlatmıştı. Kendisi şu an Hürriyet İnternette önemli bir görevde. Ancak üstüne vazife olmayan bu işi yapmayı beceremedi. Aziz Yıldırım'ı yıkamadı ancak kendisine biat eden spor müdürleri vasıtasıyla yıprattı. Yıpratmaya da devam ediyor. Bundan Fenerbahçe zarar gördü. 14 Mayıs 2006'yı hiçbir Fenerbahçeli unutmadı. Bu olayın yaratıcılarını da asla unutmadı.

Artık Baron'un dönemi bitiyor. Eski usul gazetecilik yerini bilimsel ve aydın genç kuşağa bırakıyor. Genç kuşağın en önemli temsilcisi olan Güntekin Onay bana göre bu işi başarıyla yapabilir. Rıdvan Dilmen de kol böreği tarifleri ve manüpülasyonlar yerine düzgün ve tarafsız yorumlar yapabilir. Türk futbolu eğer bu değişim gerçekleşirse emin olun tertemiz bir döneme girecek. Çünkü tarafsız bir Lig Tv Türk futbolunun önünü açacak. Manipülasyonlar azalacak. Artık yanlış yapanın yanına kar kalan sistem sona erecek.

Fenerbahçe, Galatasaray'ı yeniyor ve Maraton'da tek konuşulan konu hakem, atılan pet şişe ve Cristian-Emre kavgası. O kadar kötü niyetliler ki Fenerbahçe'nin o gün oynadığı futboldan sadece bir kaç dakika bahsediyorlardı. O maçta bile Aziz Yıldırım'a ve Fenerbahçe'ye nasıl zarar veririzin hesaplarını yaptılar. İstedikleri zararı verdiler de. 2 maç seyircisiz ve Bilica'ya verilen 3 maç ceza. Olayları çıkartan Arda'ya tek kelime etmediler, Hakan Balta'nın ve Nonda'nın Fenerbahçe tribünlerine yaptıkları kol haraketlerine tek kelime bile etmediler. Varsa yoksa Fenerbahçe aleyhine yorumlar. Bir gün gelecek bunların hesabı kesilecekti...Kesiliyor şu anda...

Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu eğer giderlese güle güle demeyeceğim. Türk futboluna yaptıkları kötülükler için kendilerini asla affetmeyeceğim kendi adıma.

15 Ocak 2010 Cuma

Şansal Büyüka Tarzının Sonu Geldi...



İhalenin ardından Ertan Özerdem'i ve FB TV'de Şekip Mosturoğlu'nu izleme fırsatım oldu. Bu 2 önemli ismin açıklamaları önümüzdeki dönemde Türk medyasında bir devrim yaşanacağının ya da yaşanması gerektiğine işaret ediyordu.

Öncelikle Şekip Mosturoğlu'nun açıklamalarına değinelim. Geçtiğimiz dönemde Lig Tv'de içerik ve görüntü açısından yeterli kalitede olmadığını vurguladı. Teknik kısmı bizi çok ilgilendirmiyor ancak içerik kısmı hepimizin şikayet ettiği bir konuydu. Şekip Mosturoğlu, Aziz Yıldırım'ın Türk Futbolu'nun marka değerinin artması için gerekli görüşmeleri yaptığını ve beklentilerinin yeni dönemde Lig Tv'nin futbolcuların, kulüplerin değerini düşürmeyecek kadar yayın yapması olacak dedi.

Aslında çok acı bir durum Şansal Büyüka adına. Bir ihalenin pazarlık konularından biri Lig Tv genel müdürünün tarafsızlığı. Yani Şansal Büyüka artık istediği gibi at koşturamayacak, istediği takımı ileri itemeyecek, istediği oyuncuya ceza aldıramayacak. Belli ki bunun pazarlığı çoktan yapılmış.

Yani anlayacağınız Lig Tv, öyle yamuk ofsayt çizgileri çizemeyecek,
istediği pozisyonu ekrana getirip istemediğini gözden kaçıramayacak,
maç özetlerini manipüle edemeyecek,
Şansal Büyüka, Aziz Yıldırım'ı devirmek için spor müdürlerini toplamayacak,
Fenerbahçe'nin şampiyon olamayacağına dair iddiaya giremeyecek, penaltı olmayana penaltı, penaltı olana penaltı değil diyemeyecek. Hatta Erman Toroğlu kol böreği tarifi bile veremeyecek. Artık İngiltere Liginin kalitesinde bir yayın ve bu yayında ürünün en iyi biçimde, olumsuzluklardan arındırılmış bir biçimde gösterilmesi isteniyor. Eski usul gazetecilikle, Aziz Yıldırım benim istediğimi yapmıyorsa bende onu yayında çökertmeye çalışırım mantığı artık işlemeyecek. Yani bir devrin sonuna geldik artık.

Şu an için bu açıklamadan çıkarımımız bu. Umarım ilerleyen dönemde somut adımlar da atılır. Eğer Şansal Büyüka devam edecekse, kendini ve ekibini toparlar. Devam etmeyecekse yerine gelecek kişi tarafsızlık konusunda azami özen gösterecek.

Digiturk Genel Müdürü Ertan Özerdem ise bundan sonra olaya farklı bir açıdan bakmaları gerektiğini söyledi. Futbolu bir kadame daha yukarı sıçratmaları gerektiğini söyleyen Özerdem, futbolu oyun kalitesini arttırmaya yönelik ve içindeki problemlerin çözümüne yönelik projeler üretmeleri gerektiğini söyledi.

Umarım bundan sonra geçmiş yıllardaki gibi ekranda külhanbeyi tavırlarla yayınlar yapılmaz. Kral biziz biz ne dersek o olur anlayışı son bulur. Çünkü futbol pastası bu ihalinin ardından çok daha büyüdü. Lig tv'nin ayakta durabilmesi için her kesime eşit durması ve herkesimden destek alması gerekir. Bu iş Şansal Büyüka ile yürür mü yürümez mi bunu zaman gösterecek ama yüreyecekse bile değişecek olan kişi Şansal Büyüka olmak zorunda.

Bu ihalenin kazananı Türk futbolu ve Aziz Yıldırım oldu. Kaybedenin kim olduğunun takdiri size kalsın.

6 Aralık 2009 Pazar

Fenerbahçe Kötü Oynuyor da...


Tamam Fenerbahçe iyi oynamıyor. Ama Fenerbahçe'yi bu sürece gelirken hangi etmenler etkiledi? Bunu tartışmamız gerek mutlaka. Maddeler halinde sıralayacağım.

1- Yönetimin her zamanki gevşek hali: Ya takıma gereğinden fazla güvenirler, ya kendilerine. Fenerbahçe Bursaspor maçından sonra Ali Koç'un kendi futbolcularını hedef gösterir hali ilginçti. Kamuoyuna şirin gözükeceğiz derken futbolcuları yalnız bıraktılar. Ben de Fenerbahçe sporcusu olsaydım "biz mücadele edince yönetim bizi suçluyor. Neden mücadele edelim ki" derdim. Galatasaray maçından sonra ise meydanı tamamen boş bıraktılar. O dönem rakip takım yöneticileri, güdümlü medya mensupları sürekli kamuoyunu oluşturdular. Hakemleri ve kurulları etkilediler. İstedikleri cezaları da verdirdiler. Fenerbahçe yönetimi ortalığı boş bıraktı ve Fenerbahçe ezildikçe ezildi. Koskoca Fenerbahçe kulübünün bu denli başıboş bırakılması affedilmeyecek bir hataydı.

2- Medyadaki Galatasaray egemenliği, Lig Tv Faktörü: Medya Fenerbahçeli yalanı ile perdelenen gerçekleri Fenerbahçelilerin artık anlaması gerek. Medya Fenerbahçeli falan değil. Bu yalanı ortaya atan kişilerin başında Hıncal Uluç geliyor. Ki kendisinin ne derece medyada etkili olduğu, spor müdürlerini, spor yazarlarını atadığını gayet iyi biliyoruz. Mesela Eskişehirspor maçından sonra Hürriyet.com.tr'de Fener'i ezen adam diye bir başlık var. Fener'i ezen adam olarak Adem'i gösteriyorlar. Düşünün ki Fenerbahçeli olan bir medyanın böyle bir başlık atacağını. Aklınız alıyor mu? Milliyet Gazetesinde olan şeyleri ise burada yazmıyorum bile. Orada Fenerbahçeli futbolcularının annelerine edilen küfürler bile komik bir olay gibi başlıklara konulabiliyor.

Gelelim Lig TV'ye. Lig TV'deki yapılanmayı yazdığım yazıların ardından bundan bir kaç yıl önce Aziz Yıldırım beni aradı ve bazı bilgiler istedi. Bildiğim şeyleri söyledim. Yüz yüze görüşmek istedi ancak o dönem Kanal 24'teki işlerimin yoğunluğu nedeniyle gidememiştim. Fenerbahçe yönetimi aslında Lig TV'deki olayın farkında. Orada nasıl bir yapılanma olduğunu, Fenerbahçe'nin orada ne derece yalnız olduğunun farkında. Ancak aradan geçen yıllara rağmen Lig TV'de bu olaylar devam ediyor. Erman Toroğlu hakemler ve federasyon üzerinde etkili bir isim. Ne zaman neyi işaret etse oluyor. Bilica'ya ceza dedi, Emre'ye ceza dedi, Fenerbahçe'ye ceza dedi hepsi gerçekleşti. Bunun farkında olan Erman Toroğlu hakemlere Fenerbahçe'nin sahasında hep cesaretli olmaları telkinini verdi. Fenerbahçe maçlarına gelen hakemler hata yapsalar da Erman Hocalarının yayınlarda bu hatalarını telafi edeceğini biliyorlardı. Yine en yakın olduğu için dünden örnek verelim.

Lugano'nun verilmeyen penaltı pozisyonunda hakemin önü açık. Görmemesine imkan yok. Fenerbahçe lehine bir durum olsa Erman Toroğlu bu durumu hakemin aleyhine kullanırdı muhtemelen. O yüzde yüzlük penaltı pozisyonunda bile birşeyler aradı ve buldu Toroğlu. Bakın Selçuk'ta Eskişehirsporlu futbolcuya dokunmuş dedi. Penaltı dememek için elinden geleni yaptı. Aziz Yıldırım'ın önümüzdeki günlerde kendilerine de çok sert çıkacağını gayet iyi bilen Şansal Büyüka son 2 haftada olduğu gibi bu hafta da işi yumuşatan iyi polis rolündeydi. Aman Erman hocam bu kesin penaltı dedi.

Pozisyonlar devam etti. Bilica'nın düşürüldüğü ve Fenerbahçe'nin gol yediği pozisyona geldik. Tüm Türkiye gördü ki orada rakip oyuncunun ayağının üst kısmı Bilica'ya sert bir şekilde çarpıyor. Futbol oynayanlar bilir ki öyle bir pozisyonda yani ters dönerken rakibin küçük bir hamlesi bile sizi bozar ve düşürür. Bunu Erman Toroğlu'ndan iyi kimse bilemez. Buna rağmen kötü niyetli bir şekilde faul değil dedi.

Onu da geçtik. Maçın son dakikaları. Yine hakemin hemen önünde bir pozisyon. Buz hokeyi izleyen varsa orada oyuncular kavga ederken birbirlerinin formalarını yüzlerine geçirmeye çalışırlar. Eskişehirsporlu Veysel Bilica'nın formasının altından tutmuş ve neredeyse formasını üzerinden çıkartacak şekilde çekiyor. Abartılı bir şekilde yapıyor bunu. Peki Erman Toroğlu ne diyor buna sizce? "Geçiniz, böyle pozisyon çok oluyor"

Peki geçtik. Ama aynı poziyonlara başka takımlar için penaltı dediğiniz onlarca yorum var Sayın Toroğlu. Yarın Fenerbahçe kulübü bunları basın toplantısında ispatlarsa geçiniz diyebilecek misiniz?

3- Futbolcular: Benim en masum gördüğüm onlar. Ne yönetim haklarını savundu, ne medyada hakları verildi. Sürekli aslanların ağzına yem olarak atıldılar. Son olarak Kazım ve Önder'in olayları ise tüm şimşekleri futbolculara doğru çekti. Eğer Fenerbahçe'de oynamak istiyorlarsa kendilerine çeki düzen vermeliler ve mutlaka işlerini iyi yapmalılar.

28 Kasım 2009 Cumartesi

Yeni Hedef Gökhan mı?


Erman Toroğlu, Bilica ceza alır dedi aldırttı. Oysa sahada yaklaşık 10 oyuncu birbirine girmişti.
Kazım 4 alır dedi. 4 maç ceza verildi. Hem de aynı hafta hakeme küfreden ve sonrasında hakemin üzerine yürüyen Eskişehirsporlu Doğa 3 maç ceza almışken.

Erman Toroğlu cezanın açıklamasını yaptı bu akşam Maraton'da. Meğerse gözlemciler işi gücü bırakmışlar, Kazım'ı koridorlara kadar takip etmişler. O sırada sahada birşey olsa gözlemci falan Kazım'ı takip ettiği için raporlarda yer almayacak. Neyse buna da doğaldır diyelim. Kazım meğerse duvarları yumruklamış soyunma odasına giderken. Erman Toroğlu gözlemcinin raporunu okumuş bu nedenle ceza verildiğini söylüyor. Tabi kimse o gözlemci raporunun eline nasıl ulaştığını sormayacak. Biz de sormayalım.

Ancak kafama asıl takılan şey Erman Toroğlu'nun bu kez de Gökhan'ı hedef göstermesiydi. Güya Gökhan, Beşiktaş tribünlerine el hareketi çekmiş. Bunu Beşiktaşlı taraftarlar söylemiş. Benim bildiğim Fenerbahçe taraftarları da Galatasaray maçında Arda'nın tribünlere hareket çektiğini söylemişti ama Maraton'da tek kelam edilmedi...Demek ki bundan sonra Maraton'da kelle alırken yeni referans kameralarının yakalayabildikleri de değil. Artık olayı aştılar ve tribündekilerin söyledikleri üzerine hedef gösterme olayına başladılar.

Şimdi göreceğiz. 3 vakte kadar Gökhan'a en koyusundan bir kırmızı kart, kameraların yakaladığı bir hareket, ya da gözlemcinin soyunma odasına kadar takip etmesiyle ile bir ceza verilecek mi verilmeyecek mi?

18 Kasım 2009 Çarşamba

Bir Lig TV Rüyası

Hafta sonu oynanacak Beşiktaş-Fenerbahçe maçından sonra bir çok polemik olacak. Buradan eleştireceğiz. Medyanın yanlı yazarlarını yerden yere vuracağız. Ancak gelin hayal dünyamızı harekete geçirelim ve bir derbi ertesi rüyası yaşayalım beraber.

Karşılaşma oynanıyor ve x takım kazanıyor. Maç sonrası iki takım da gergin. Biri kazanamadığı için gergin diğeri kazandım ama bakalım bu kez ne mazeret bulup bu galibiyet keyfimi yaşatmayacaklar diye gergin.

Açıyoruz maç sonrası Maraton'u. Ersun Yanal ilk kez oynanan futbolu beğeniyor. İki takımın da iyi oynadığını ellerinden gelen herşeyi yaptığını söylüyor. Gördüklerimizin tersini anlatmıyor bize. Annem bile şaşkın. Bu adam değil miydi geçen gün benim kadar bile futbolu bilmediğini gösteren diyor. Dur annecim bu bir rüya bozma diyorum.

Maç sonu spikerler canlı yayın röportajlarında çanak sorular sormuyor. Mesela bu maçta görev yapmayacak olan Bahri Havadır rüya bu ya bu maçta görev yapıyor ve teknik direktöre "herhalde hakem hakkında birşeyler söyleyeceksiniz" diye bir soru sormuyor. Teknik direktör hakem hakkında konuşmadıktan sonra nasıl olur, sizin aleyhinize bir sürü hata yaptı diye teknik direktörün üzerine de yürümüyor, güzel tarafı teknik direktörün oynattığı futbol hakkında onu sorguya bile çekmiyor.

Maçı anlatan Melih Gümüşbıçak harika anlatımı nedeniyle herkesten tebrik alıyor. Beşiktaşlı olduğunu bu kez hiç belli etmemiş. Hakemi maç boyunca haklı-haksız yargılamamış. Maçı objektif bir şekilde anlatmış.

Gümüşbıçak söz stüdyomuzda diyor ve Şansal Büyüka hiç bir kulübün simgesi olmayan bir kıyafetle karşımızda ve son derece güler yüzlü. Ortaya çıkan skor onu hiç üzmemiş. Çünkü kendisini ilgilendirmediğini düşünüyor. Sahadaki güzel olayları anlatıyor sadece. Olaylara hiç kötü tarafından bakmıyor. Hatta Erman Hoca'yla konuşmuş programdan önce ve bak Erman Hocam, bizim Aziz Yıldırım'la aramız kötü olabilir ama bu bizim objektif yayıncılığımızı engellememeli demiş. Erman Hoca'mız da ilk kez ön yargısız olarak yayına çıkmış. İlk kez ak olan şeye kara demiyor. Yayından önce penaltı dediğine yayında penaltı değil demiyor. Yani bildiğimiz tarafsız bir biçimde yorum yapıyor.

Hatta her insanın hata yapabileceği gibi Erman Toroğlu'da yayın sırasında hatalı bir yorum yapıyor bir takım aleyhine ve bunu tüm Türkiye şaşkınlıkla izlerken Şansal Büyüka hemen araya giriyor ve ilk kez şöyle diyor: Aman yapma hocam, mantık var, nizam var. Sen bundan önce x takım için aynı pozisyona yüzde yüz penaltı demiştin. Şimdi neden tersini söylüyorsun.
Erman Hoca bunun üzerine hiç kıvırmıyor ve "gerçekten de öyleydi. İki pozisyon da aynıydı. Bu yanılgım nedeniyle tüm izleyicilerden özür dilerim" diyor
Herkes şaşkınlık içinde bu objektif yayını izliyor. Sıra piyero'lara geliyor. O da ne ilk kez ofsayt çizgileri takıma göre çizilmemiş. Kural neyse ona göre çizilmiş. Yani oyuncuların kaleye en yakın olduğu noktadan. Mesela ayaklarının ucu ilerideyse ofsayt çizgisi oradan çekilmiş, poposundan değil. Tüm izleyiciler şaşkın tabi. Ayrıca hiç bir futbolcu hedef gösterilmemiş. Görüntüler takımına göre değil her iki takıma da eşit bir şekilde yaklaşılırak kayıtlardan çıkartılıp yayına verilmiş.

Neyse bu tarafsız yayının ardından maçın 3 dakikalık özeti ile yayına veda edecekler. Ben içimden diyorum ki buraya kadar iyi sıktılar ama şimdi patlayacaklar işte. Çünkü benim bildiğim Ultraslanlı Sakal Murat bu özetlere mutlaka bir güzellik düşünmüştür. Yine yanılıyorum. İki taraf içinde inanılmaz derecede objektif bir şekilde özetler verilmiş. Hatta 3 dakikalık özet 5 dakika yapılmış bu maça özel ki kimsenin hakkı yenmesin. En küçük detayı bile koymuşlar.

Gece oluyor. Bloga birşeyler yazmam gerek. Oturuyorum. Yazacak birşey bulamıyorum. Yazıyorum siliyorum. Şişiyorum hatta. Çıkmıyor eleştirecek bir konu. "Blogumuz medya dünyasındaki kusursuzluk nedeni ile geçici süre kapanmıştır" yazısını asıyorum. Ve maçın tekrarı için tv başına geçiyorum yine. Rüyamda böylece son buluyor.

Siz bu yazdıklarımı rüyanızda da görseniz inanmayın yine de. Çünkü ne Lig Tv ekibi değişir ne de onlar değişse bile ben onların samimiyetine inanırım bu saatten sonra.

13 Kasım 2009 Cuma

Karaman'ın Koyunu Değil Oyunu



Öncelikle bu blogda Atatürk'ün ölüm yıldönümde O'nu anmayan 3 kulüpten biri olan Ankaragücü'nü de yönetimini de savunduğumu onları koruyacak bir yazı yazdığımı düşünürseniz üzülürüm. Bu yazıyı yazmamın tek amacı Türk Futbol'unda dönen ayak oyunlarını görmenizi sağlamak. Bu olayı birazcık gazetecilik yaparak yazıyorum. Lütfen vereceğim tarihlere çok dikkat edin. Ne tarz bir oyun oynandığını hep beraber görelim.

Şunu belirtmem gerek ki gazetelerde özellikle de Lig TV'de Karaman'ın gözyaşları, Ankaragücü'nde neler oluyor tarzı ajitasyon dolu yayınları okumak ve izlemek bana şunu düşündürdü. Bu adam nasıl olmuşta böyle bir sözleşme yapmış...Gerçekten de aslında olması gereken bir şeyin nasıl da yanlış bir şekilde yapıldığının göstergesi aşağıda anlatacaklarım.

Bir şeyi daha hatırlatmalıyım. Hikmet Karaman teknik direktörlerin iş ve işçi bulma kurumu olan Lig TV'de yorumculuk yapmış ve daha sonra bu kurumun başındaki ismin iş bulduğu ve kolladığı isimlerden biri. Maraton programını yakından takip edenler Hikmet Karaman'ın her daim övüldüğünü ve hatta sempatik gösterilmek için özel süreler ayrıldığını bilir.

Şimdi konumuza geçelim. Geçen sezon devre arası ve taraftarın istifa çağrılarından bunalan Şansal Büyüka'nın kadim dostu Cemal Aydın istifa ediyor ve genel kurul kararı alıyor. Genel kurulun tarihi 26.03.2009... Bu tarihi bir yere not edin. Alt paragrafta anlamını daha iyi çözeceksiniz.

Cemal Aydın'ın istifasının ardından başkanlığa aday olan isim Cengiz Topel Yıldırım oluyor. Ancak Ankaragücü'nde tam bu sırada bir teknik direktör değişikliği oluyor aniden ve 24.03.2009 tarihinde Türkiye şartlarında çok iyi paraya ve çok ağır tazminat koşulları içeren bir sözleşmeyle 1.5 yıllığına Ankaragücü'nün başına getiriliyor Hikmet Karaman. Dikkatinizi çekerim Ankaragücü kongresinden tam 48 saat önce yangından mal kaçırır gibi Hikmet Karaman'ın geleceği garanti altına alınıyor.

İstifa etmiş ve 2 gün sonra görevini devredecek olan bir başkan neden yeni bir teknik direktörle anlaşır ve o teknik direktöre çok iyi bir para ve çok ağır tazminat koşulları içeren bir sözleşme imzalatır? Bunun nedeni o teknik direktörün korunup kollanması ve bir sonraki yönetimin elini kolunu bağlayarak bu teknik adama mecbur etmektir. Cengiz Topel Yıldırım elinde bu el bombasıyla göreve başlıyor ve neye uğrayacağını da o dönem bilmiyor tabiki.

Aradan bir kaç ay geçiyor ve Ankaragücü Darius Vassell gibi önemli transferler yapıyor. Ancak daha sezonun başında Ankaragücü taraftarında bir hareketlenme başlıyor ve birden bire sezon açılışında olaylar çıkıyor. Taraftarlar yönetime saldırıyor ve istifa etmelerini istiyor. Tam da bu olayların ertesinde ben haftalık işkence saatlerimde Maraton'u izliyorum.

Şansal Büyüka olayları ekrana getiriyor ve ne dese beğenirsiniz. "Yok Erman hocam bu başkanla yürümez bu iş. Kulağıma gelen duyumlar Cemal Aydın'ın ciddi bir biçimde başkanlığa hazırlık yaptığı" diyerek baklayı ağzından çıkartıyor. Cengiz Topel Yıldırım göreve geleli daha 5 ay olmamış ve ipini kesiyor Şansal Büyüka.

Doğal olarak herşey Şansal Büyüka'nın dediği gibi gelişiyor ve 1 gün sonra olağanüstü kongre kararı alınıyor Ankaragücü'nde. Cemal Aydın'ın "ısrarlar" karşısında aday olabileceği yer alıyor bir kısım gazetelerde ve Lig TV'de tabi ki. Derken Ankaragücü'ne talip olan Gökçek ailesi ile Ankaragücü onursal başkanı Cemal Aydın arasında hala karanlık olan bir pazarlık başlıyor ve ondan sonra olanları zaten herkes biliyor.

Ancak Gökçek ailesi ile Cemal Aydın arasında birşeyler yaşanıyor ve ipler kopuyor. Bu arada Cemal Aydın'ın ballı sözleşme imzalattığı Lig TV'nin sevimli insanı Hikmet Karaman'ın da ipi çekiliyor. Çünkü Hikmet Karaman biliniyor ki Cemal Aydın'ın ve kadim dostu Şansal Büyüka'nın adamı. Sonuçta kamuoyuna bir teknik adamın dramı olarak sunulan olaylar yaşanıyor.

Şimdi buradan sorayım. Burada mağdur olan kim? Hikmet Karaman mı? Cemal Aydın mı? Ahmet Gökçek mi? Hayır hiç biri değil. Burada tek mağdur olan kulüp 100. yılını kutlamaya hazırlanan Ankaragücü kulübü maalesef. Bu ülke futbolunun nasıl Şansal Büyükaların, Cemal Aydınların, Gökçeklerin oyuncağı olduğunun göstergesidir bu olay. Bu iktidar savaşından karlı çıkanlar yukarıda ismi geçenler olmuştur maalesef. Ha bir de olay çıkartmaları istendiğinde olay çıkartan tribün liderleri olmuştur.

Türk Futbolu'nun bu karanlık günlerinin bir an önce bitmesini dilerim.

29 Ekim 2009 Perşembe

Arda'nın Dokunulmazlığı mı Var?


Çok garip şeyler yaşanıyor futbol camiasında. Futbolseverler arasında değilse bile medya içinde bir Ardamania almış başını gidiyor. Halbuki benim bildiğim taraftarlar o mertebeye çıkartır. Medya ise o oyuncuyu eleştirir. İyiyse bu eleştiri yerini güzel sözlere bırakır kötüyse yapıcı uyarılarda bulunur medya. Türkiye'de herşeyi medya belirliyor. Kim sevilmeli. Kim nefret edilmeli. Kim iyi, kim kötü? Bunlar medyanın tekelinde olan şeyler. Halkın gerçek görüşleri çok farklı olsa da orada sanki başka bir Dünya var ve insanlara ısrarla bu fikirler empoze ediliyor.

Geçenlerde Lig Tv'de Şansal Büyüka'nın programını izliyorum. Şöyle diyordu Büyüka. "Yahu biz Arda'yı Messi ile bile kıyasladık." Günaydın Şansal bey Günaydın. Toz konduramadığınız Arda'nız bir Messi değil. Gittikçe sıradanlaşan ve psikolojisi bozulmak üzere olan bir çocuk sadece.

Fenerbahçe-Galatasaray maçında aslında çokta büyütülmeyecek bir olayı ateşlendiren isim Arda. Yani dönüp gitse olay ne o boyutlara gelecek ne hakemin kafası yarılacak. Arda sanki olayları tetikler istermişcesine oraya gidiyor ve olayları başlatıyor. Medyamız Arda'yı korumak adına bunun üzerine gitmiyor ve olayı önce Cristian'ın sonra da Bilica'nın üzerine yıkıyor. Hatta Erman Toroğlu daha önce yazdığım gibi Bilica için adresi de gösteriyor ve dediği gibi Bilica PFDK'ya sevkediliyor.

Asıl kötüsü ise Cristian'a ırkçı bir şekilde burası Türkiye. O'na göre davranması gerekir diye konuşan bazı sivri zekalar var. Burası Türkiye diye Arda'nın dokunulmazlığı mı var? Kerem Gönlüm doping yaptığında iyi bir çocuk doping yaptıysa ne oldu diyenler bugün Arda'nın yaptıklarını Arda çok iyi çocuk, O'nu Türkiye'de sevmeyen yok diye geçiştiriyorlar. İyi de Arda'yı herkesin sevdiğini de nereden çıkardınız? Mesela ben sevmiyorum. Yaptıkları çok şımarıkça geliyor. Medya bu yaptıkları ile belki de Türk futbolunun geleceği olacak Arda'yı bitirmek üzere. Daha da çok Arda'lar tüketecekler gibi geliyor.

26 Ekim 2009 Pazartesi

Hazımsız Lig Tv Hazımsız Toroğlu!


Hazımsızlık diyorum. Şu an ailecek Maraton'u izliyoruz. Herkes hayretler içinde Erman Toroğlu'nu izliyor. Bir insan nasıl bu kadar taraflı nasıl bu kadar kötüye kullanabilir bulunduğu konumu. Fenerbahçe rakibini ezmiş. Şu an saat 00.30'a geliyor ve futbolun "f"'si bile konuşulmadı henüz.

Sezon başında Galatasaray'ı kimse tutamaz, ezer geçer, galaktikos diyen Erman Toroğlu dediklerini yutmak zorunda kalırken Fenerbahçe'nin ezici üstünlüğünü küçümsemek için elinden gelen herşeyi yaptı. Bu yazıyı yazarken inanın hayretler içindeyim. Duyduklarıma inanamıyorum.

Herşeyden önce şunu söyleyeyim Lig Tv ofsayt çizgisindeki hilelerine açık bir şekilde devam ediyor. Savunma oyuncusunun kılı bile önde olsa ofsayt çizgisi oradan çekilir. Galatasaraylı futbolcunun ayağı Carlos'tan önde olmasına rağmen ofsayt çizgisi her nasılsa tam Galatasaraylı futbolcunun ortasından geçiyor. Pozisyon kesin ve kesin ofsayt değil. Hazımsız Lig Tv burada da yapacağını yapmış.

Arda'nın maç başındaki tahrikleri ile ilgili tek bir yorumda bulunmayan, Keita'nın attığı yumruğa normal diyen, Alex'in penaltısına penaltı değil diyen, Nonda'nın kendini atmasına yanlış karar diyen, Lugano'nun Servet tarafından çekilmesine hiç bir şey yok diyen adam bu adam bu ülkenin en çok konuşulan spor adamı oluyorsa medyamızın ne kadar rezil bir durumda olduğunu lütfen ellerimizi başımızın arasına alıp düşünelim.

Bu ülkede senelerdir Ali Sami Yen stadındaki Fenerbahçe maçları inanılmaz olaylara sahne oluyor. Olaysız bir Ali Sami Yen derbisi hatırlamıyorum bile. Bunlara yıllardır sessiz kalan Toroğlu ne oldu da bugün bu kadar rahatsız oldu?

Bu tiyatronun bir diğer aktörü hatta gizli aktörü Şansal Büyüka ise her nasılsa sessiz kalıyor ve kendini gizlemeye çalışıyor. Arda'nın herkesi tahrik ettiği pozisyonda sizde kendi stadınızda bunu yapın diyen Erman Toroğlu açık ve aleni bir şekilde insanları tahrik etmeye çalıştı. Sporda şiddet yasası eğer savcılar tarafından uygulansaydı şu an Digiturk binasının önünde polis bekliyor olurdu herhalde. Bir insan bu kadar rezil olabilir mi? Bir insan bu kadar meydanı boş bulabilir mi?

Nasıl bir ülkede yaşıyoruz, nasıl bir medyamız var bu gece bir kez daha tanık olduk. Fenerbahçe yönetimini lig tv'yi soyunma odasına sokmadığı için tebrik ediyorum. Eğer soksalardı daha ne tahrikler görecektik kimbilir.

23 Ekim 2009 Cuma

Lig Tv Soygununa Kim Dur Diyecek?


Herşey aslında Aziz Yıldırım'ın katıldığı bir tv programında yayıncı kuruluşun ihalede kapıyı en az 400 m Euro'dan açması gerekir sözleri ile başladı. Bunun üzerine Şansal Büyüka ve ortağı Erman Toroğlu Aziz Yıldırım'a her fırsatta verip veriştirdiler. Ligimizin kalitesiz olduğuna vurguda bulundular sürekli.

Ligimizin kalitesine bu kadar önem veren Büyüka ve Toroğlu kalitenin parayla olabileceğini unutmuşlardı sanırım. Çünkü Dünya'nın dev kulüpleri naklen yayınlardan neredeyse senelik 100 m Euro'lar kazanırken Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş gibi kulüplerimiz 15 m dolar kazanıyorlardı. Ve biz onlardan bu devlerle mücadele etmelerini istiyorduk. Yani lig tv yayınlarında yapılan manipülasyonlar ve yalanlar, kandırmacalar hep aynı nedenden kaynaklanıyordu. Yaklaşan ihale. Sırtını Türk futboluna dayamış olan yayıncı kuruluş bir kene gibi emiyordu kulüplerimizi. Bunu yaparken de neredeyse sadaka denilecek bir parayı hemde zaman zaman kur ayarlamaları yaparak ödüyordu.

Evet ligimiz çok kaliteli değil ama bunun en büyük nedenlerinden biri de yayıncı kuruluşun aç gözlülüğüdür. İşte bu konuda Adıkonamaz sitesinden Ahmet Bedri Koyun müthiş bir çalışma yapmış. Fenerbahçe taraftarını bilinçlendirmek ve yaklaşan ihale öncesi sorgundan herkesin haberdar olmasını istemiş. Bu yazıyı herkesin dikkatlice okumasını öneriyorum. Hatta hangi takım taraftarı olursa olsun bu yazıyı gazetelere ve kulüp yöneticilerine ulaştırmasını rica ediyorum. Çünkü bu kandırmaca artık bitmeli. Link aşağıda.

http://www.adikonamaz.com/forum/f2/digituerk_lig_tv_soygununa_dur_diyecek-5206/

20 Ekim 2009 Salı

Şansal Büyüka ve Hiddink


Ne alaka demeyin. Yanıt aşağıda.
1980'li yılların sonundaki PSV fırtınasını yaratan adamdı Guus Hiddink. Avrupa şampiyonu bir hoca olarak ülkemize geldi. Geldi ama geldiğine pişman oldu. O dönem büyük futbol düşünürlerimiz Hiddink'in hoca olmadığını söylemişlerdi. Adam kendisinden çok daha iyi futbolu bilenlerin olduğu Türkiye'nin Milli Takım hocalığı teklifini reddetmiş. Herhalde bu kadar çok futbolu bilen insanın olduğu yerde benim verebileceğim çok şey yok demiştir.

Yıllar önce Ziya Aktürer'in arşivinden çıkan köşe yazıları da bunu doğrular nitelikte. Bakın büyük Türk düşünürü Şansal Büyüka ne demiş Hiddink için:

Fenerbahçe Hiddink ile yürümez. Hele 3-5-2 ile hiç yürümez.Neymiş? Hiddink büyük hoca. Sevsinler büyük hocayı. PSV'yi yaratmışta , Avrupa şampiyonu yapmışta...Kandırın bakalım milleti (Milleti kimin kandırdığı bugün herhalde ortaya çıkmıştır. İşin kötüsü aynı insanlar milleti kandırmaya devam ediyor)

Kimi yaratmış acep? Gerets, Koeman, Lerby, Romario, Gilhaus, Van Aerle, Vanenburg gibi dünyanın en büyük yıldızlarının olduğu takım mı Hiddink'i yarattı yoksa Hiddnk mi bu takımı yarattı. ( Şansal Bey Hiddink bu takımı yaratmış meğerse) Adam bulmuş dünya şöhretlerini tafrasından geçilmiyor. Oysa bu PSV'yi kim çalıştırsa birşey değişmeyecek ( Ben bu sözleri bir yerden hatırlıyorum sanki. Yıllardır Fenerbahçe'yi kim çalıştırsa şampiyon yapar diyerek Daumlar, Zicolar, Mustafa Denizliler yerin dibine batırılmadı mı? Klişeler 20 yılda hiç değişmemiş)

1990'da durum böyleymiş. Bugün nasıl? Çok mu değişti? Değişen tek birşey bile yok. Hiddink o dönem verdiği röportajda şöyle demiş: Orta sahaya pres görevi veriyorum ama sahaya çıkınca uygulayan yok, Fenerbahçe ile 2 yıllık sözleşmem var. Burada bir akademi kurmak istiyorum. Fenerbahçe'yi dışarıdan futbolcu transfer etmeyecek hale getirmek istiyorum.

Demiş demesine de futbol bilgini Şansal Büyüka ve medyadaki arkadaşları bunu kabul etmediler ve çağdaş bir Fenerbahçe kurmak isteyen Hollandalıyı yediler. 20 yıl sonra kaderin garip bir cilvesi sonucu Hiddink Türk Milli Takım'ın teklifini reddediyor. Tesadüf mü dersiniz?

5 Ekim 2009 Pazartesi

Demek ki spor medyası bu işi bilmiyor.

Sezon başından beri yenilmez armada Galatasaray masallarını dinliyoruz. Başta Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu olmak üzere medya Galatasaray'ın ne kadar mükemmel ve süper bir takım olduğunu anlatıyor bize. Oysa bu blogta sezon başı yaptığım değerlendirmede şöyle demiştim. Galatasaray çok iyi forvetlere sahip ancak o kadar. 6 iyi hucum oyuncusu var. Bunların 4 tanesi oynarsa bile sorun olur. Yedekte kalacak yıldız oyunculardan da iyi performans beklemek zor. O nedenle Galatasaray bu ligte hayal kırıklığı yaratır.

Zaman içinde Galatasaray'ın oynadığı futbol beni yanıltmazken aldığı sonuçlar ise yanılttı. İnanılmaz maçlar oynadılar. Farklı kaybedebilecekleri Beşiktaş ve Panathinaikos maçlarını farklı kazandılar. Oysa gerçekler farklıydı ve spor medyası ısrarla bu gerçeği görmüyordu. Hatta Şansal Büyüka Galatasaray'ın bu sene derbiler dışında puan bile kaybetmeyeceğini iddia etmişti.

Demek ki medyanın baronu Büyüka pekte anlamıyormuş futboldan. Spor medyası da pek ehil kişilerden oluşmuyormuş. Şu anda hiç beğenilmeyen Fenerbahçe Türk futbol tarihinin rekorunu kırmış durumda. O çok beğenilen ve berabere bile kalmaz denilen Galatasaray ise bitik durumda.

Sevgili spor medyası burada sizleri çok eleştirdim. Hatta zaman zaman alay ettim. Bu alaylarımın nedeni bugünkü gibi kroke duruma düşeceğinizi gördüğüm içindi. Dün Bahri Havadır, Lig TV'de Riijkard ile röportaj yaparken sanki hesp soruyor gibiydi. Normalden çok uzun bir röportaj yaptı. Riijkard sıkıldı ama pek renk vermedi. Galatasaray medyasını ateşli kadınlara benzetiyorum bazen. İstediklerini alamayınca çok saldırgan oluyorlar. Şimdi yarın Hıncal Uluç'ta Fenerbahçe hakemlerle kazanır der resmi tamamlar.

4 Ekim 2009 Pazar

Lig Tv Annemi Yorumcu Yap!


Gerçekten müthiş bir maç izledik. Gençlerbirliği önünde müthiş mücadele eden bir Fenerbahçe vardı. Gençlerbirliği de harika bir mücadele örneği gösterdi. Bu güzel maçın tadı damağımızdayken Lig Tv'nin karşısına oturdum keyifle. Yıllardır Fenerbahçeli bir yorumcu bulamayan lig'nin bu seneki Fenerbahçe yorumcusu Ersun Yanal. Ersun Hoca'nın yorumlarını izlerken şok oldum. Sanki bambaşka maçları izlemişiz gibi hissettim.

Tespitler çok garipti. Fenerbahçe basmıyor diyordu. Halbuki 90. dakikada bile pres yapıyordu Fenerbahçe. Gençlerbirliği 4 tane Volkan'ın kurtardığı bir tane de direkten dönen şutları atıyor ve sahada korakor mücadele ediyordu. Ersun Yanal'ın bu harikulade yorumlarını izlerken gözünde gözlüğü, başında baş örtüsü ve elinde dua kitabıyla annem başını kaldırdı ve şöyle dedi. "Aa niye böyle konuşuyor bu adam. Gençlerbirliği de gayet iyi oynadı, ayağında top tuttu. Çok güzel maçtı." Tabi anneme diyemedim bunun bir Lig Tv geleneği olduğunu, Fenerbahçe ne yaparsa yapsın hep küçümsendiğini.

Sayın Şansal Büyüka.
Direk size hitap edeceğim. Annem çok anlamasa da futboldan en azından gördüğünü söyleme kabiliyetine sahip. En azından herkesin gördüğü şeye farklı bir yorum yapmaz. Para falan da istemeyiz. En azından Fenerbahçeli olduğunu bildiğimiz bir yorumcu olur kanalınızda. Bu önerimi lütfen dikkate alın. Biz Fenerbahçeliler artık katlanamıyoruz yorumcularınıza. Annemi Fenerbahçe yorumcusu yap.

27 Eylül 2009 Pazar

Düşmanlığın Bu Kadarına Pes!


Lig tv yaptığı yayınlarla, yorumcularıyla, yönetmeniyle, maç özetlerini yapanıyla, Şansal Büyüka ve Erman Toroğlusu ile inanılmaz bir şekilde Fenerbahçe karşıtlığına devam ediyor.

Size Antalyaspor maçında basit görünen bir kaç şeyden bahsedeceğim.
Melih Şendil'i çok eskiden tanırım. O dönemler Fenerbahçeliydi. Hatta birlikte görevli olarak Antalyaspor- Galatasaray maçına bile gitmiştik 1999 yılında. Ancak son zamanlarda belki müdür yalakalığından belki başka nedenlerden kendini iyice kaybetmeye başladı.

Geçtiğimiz yıllarda bir Beşiktaş-Fenerbahçe maçında Fenerbahçe gol attığında normal birşey olmuş gibi anlatmasını arkadaşlarıma çevresindeki Beşiktaşlılar'dan korktuğu içindir diye açıklamıştım. Ancak son zamanlardaki yorumları insanı çileden çıkartacak şekilde.

Maçtan önce Kazım hakkında demediğini bırakmadı. "Daum nasıl olur da Kazım'a tahammül eder Ersun Hocam" gibi yönlendirmeli sorular sordu. Maç başladı Kazım mükemmel oynadı ve bir de gol attı. Tek yorum yok bunun üzerine.

Dakikalar geçti Antalyaspor beraberlik golünü attı. Ardından Ali Zoutini, Gökhan Gönül'e sert bir haraket yaptı ve kalkıp rakibini itti. Geçen hafta Şansal ve Erman abisi programda Keita'nın rakibine yumruk sallamasına etki tepki diye geçiştirmişlerdi. Ancak Melih Şendil acı ile kıvranan Gökhan'ın kalkıp hafifçe rakibini itmesine aynen şöyle dedi: Az önce gol atan Ali Zoutini'yi kaçıran Gökhan Gönül rakibine bu yüzden sinirlenmiş olmalı.! İnanabiliyor musunuz? Bu yorumu yaptı. Kahvehanede bile böyle bir yorum yapsa biri kafasına ıstakayı yer saçmaladığı için. Ki kahvehanede değiliz . Türkiye'nin yayıncı kuruluşunun 1 no'lu spikeri bu adam. Düşünebiliyor musunuz? Kalitenin ne kadar düştüğünü daha nasıl ifade edebiliriz ki?

Maç boyunca buna benzer sayısız saçma sapan yorumla tamamladı karşılaşmayı.
Neyse Maraton başladı kurtulduk Melih Şendil'den derken geçen hafta Keita'nın haraketine olur böyle şeyler hocam diyen Şansal Büyüka Gökhan'ın pozisyonunu ekrana getirmedi bile. O'nu da geçtik Semih'in gole giderken düşürülmesini de ekrana getirmediler.

Asıl skandal ise şuydu. Maç sırasında sahadaki topun ön hizasında olan ofsayt çizgisi Maratonda topun tam ortasına geliyordu. Yani Lig TV ekibi işi gücü bırakmış Semih'i ofsayt gösterebilmek için çizgiyi geriye kaydırmıştı. Hani ben gözlerimle görmesem, başkası bana anlatsa hadi oradan derdim.

Her zamanki gibi Fenerbahçe'nin yendiği rakip çok zayıf bir takımdı yorumcularımıza göre. Daha Fenerbahçe'nin güçlü bir takımı yendiğini göremedik zaten. Diyarbakırspor, Bursaspor ve Manisaspor tek yenilgilerini Fenerbahçe'den almış ama hayır onlar zayıflar. Çünkü pompalanan imaj Fenerbahçe'nin kötü olduğu halde kazanmış olması. Oysa Galatasaray'ın yendiği takımların hiç biri ligde ilk 10'da değil şu anda...

Son söz: Biz aptal değiliz... Ya bizi aptal sananlar?

22 Eylül 2009 Salı

Galatasaraylı Futbolcuların Hakeme Küfürleri


Geçtiğimiz hafta oynanan Bursaspor maçından sonra Fenerbahçeli futbolcular bir medya linçiyle karşılaşmışlardı. Fitili her zamanki gibi Erman Toroğlu ateşlemişti. Alex'in omuzu nasıl hakeme değermiş, Lugano hakeme nasıl itiraz edermiş falan filan.

İyi tamam anladıkta bu hafta Maraton'da Murat Erdoğan ne dedi? : Galatasaraylı futbolcular hakemin gözlerinin içine baka baka küfrettiler hakeme. Hakem oyundan nasıl atmadı hayret.

Peki Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka üzerine konuştu mu bunun? Tabiki hayır. Reklama gittiler. Yorumlarını her zamanki gibi renklere göre yaptılar. Çünkü bu sene Fenerbahçe şampiyon olmamalı.Onların kurgusuna göre mutlaka Galatasaray şampiyon olmalı. Aziz Yıldırım zor durumda kalıp istifa etmeli ve lig tv'nin istediği adam oraya gelmeli. Böylece ihalede Fenerbahçe kozunu arkasına alan lig tv çok rahatlayacak.

Ancak Fenerbahçe camiası bu teoriye izin verir mi? Hiç sanmam. Bu olanları gördükten sonra Fenerbahçe'nin bu ligde çok rahat şampiyon olacağına inanıyorum. Çünkü hiç birşey Fenerbahçe'yi bu tarz şeyler kadar birleştiremez.

21 Eylül 2009 Pazartesi

Pes Artık Toroğlu


Erman Toroğlu zorluyor da zorluyor. Fenerbahçe belki de son yılların en sakin maçını oynuyor Belediyespor'a karşı. Maçta 1'i faülden biri zaman geçirmenden 2 sarı kart görüyor.
Program başlıyor ve Erman Toroğlu'nun ilk sözü Fenerbahçeli futbolcuların agresifliği oluyor. Şansal Büyüka bu kadar da olmaz diyecek oluyor herhalde içinden ve müdahale ediyor. "Aman hocam bugün Fenerbahçeli futbolcular çok sakindi" Yok ama biri bişey oldu diyor Toroğlu. Şansal Büyüka ise maçın başından sonuna hiçbirşey olmadığını ısrarla vurguluyor. Toroğlu oradan ekmek çıkmayacağını anlıyor. Ve beni bir anda donduran sözü söylüyor. "Ama Daum'un eli kolu hiç durmuyordu. Daum sanırım futbolcularını kışkırtmak istedi. " diyor.

Yukarıdaki dialogları kulaklarımla duydum. İnanılmaz bir şey. Bu insanlar ciddiye alınıyorlar ve Türk medyasının 1 haftalık spor gündemini belirliyorlar. İşte Türk Spor basınının hali. Mafya babalarının başkanlık yaptığı Türk Futbolunda bu tarz adamların da Baron olması kaçınılmaz oluyor.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Bu kadar zorlama Şansal Büyüka!

Maraton programı. Türk futbolunun duayenleri pozisyonları yorumluyor. Yorumlar o kadar zorlama övgülerle dolu ki. Size 1 küçük örnekle bunu göstereceğim. Kayserispor iyi takım mı kötü takım mı çözemedik biz çözemedik.

*************************************************


ERMAN TOROĞLU: Biraz dikkatli takım Galatasaray’ın defansına orta sahası ve forvetini yardıma zorlayacak takım İstanbul’da Galatasaray’ı çok zorlar.

ŞANSAL BÜYÜKA: Şu Galatasaray’ı zorlayacak bir takım görüyor musun hocam?

ERMAN TOROĞLU: Zor.

ŞANSAL BÜYÜKA: İşte eleğin üzerindeki Kayseri.

ERMAN TOROĞLU: Evet, gördük.


************************************************

2-3 dk sonra

ERMAN TOROĞLU: Turkcell Süper Lig’de böyle bir gol yenilir mi ya?

ŞANSAL BÜYÜKA: Golü atana da alkış gönderelim hocam ama bana kızmasınlar birşey söyleyeceğim. Kayserispor’un ahı gitmiş, vahı kalmış!

ERMAN TOROĞLU: Ertuğrul zamanında böyle değildi.

ŞANSAL BÜYÜKA: Kayserispor’un hırsı yok. Zor dikiş tutar bana göre..



17 Ağustos 2009 Pazartesi

Erman Toroğlu'nun kötü niyetli yorumları

Yıllardır lig tv abonesiyim. Maraton'u da mecburende olsa izliyorum. Pek hoşlandığım söylenemez ama maçları onlar veriyorlar. Maraton'u izlerken onlardan tek beklediğimiz şey tarafsızlıkları. Ancak bu beklentilerimizi bir türlü bulamıyorum.


Fenerbahçe-Sivasspor maçındaki hakem yorumları da maalesef Lig tv hakkındaki olumsuz düşüncelerimizi pekiştirdi. Fenerbahçe'nin attığı gol gerçekten de ofsayttı. Bu konuda hiç ama hiç itirazımız yok. Ancak Fenerbahçe'nin verilmeyen iki de penaltı pozisyonu vardı.

Bunlardan birincisi biraz daha tartışmalıydı. Roberto Carlos topa vuruyor ve Sivassporlular elle karşılıyordu. Penaltı verilebilirdi de verilmeye de bilirdi. Bu pozisyonu göstermelerine rağmen hiç konuşmadılar bile. Oysa karşılaşmada bu pozisyona itiraz etmişti Fenerbahçeli futbolcular ve tribünleri.



İkinci poziyonda ise sol taraftan yapılan bir ortaya Deivid kafayı vurmak üzereyken arkadan kendisini iten Hayrettin'in yaptığı haraket kutuplarda bile penaltı verilecek bir pozisyondu. Ancak geçmiş yıllarda başka takımlar bu poziyonlara maruz kaldığında havaya çıkan oyuncuya en ufak bir temas penaltı değerlendirmesi yapan Toroğlu bu açık penaltıya penaltı demeyerek taraflı ve takımına göre yorum yaptığını göstermiş oldu bize. Şansal Büyüka'da konu Fenerbahçe olunca yine geçiştirdi. Yılların kini sürüyor yani.

Sayın Toroğlu insanları aptal sanmaktan vazgeçin lütfen.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Türk Medyasının Baron'u : Şansal Büyüka

Bu kaçıncı Şansal yazısı diyeceksiniz ama bu adam gerçekten de Türk Futbol'unda bir kabus.
Bugün lig tv'de yayınlanan programında yine ince ince göndermiş mesajlarını. İşte soyunma odasına ve koridorlara girmelilermiş. E hadi girdiniz diyelim. Fenerbahçe aleyhine bugüne kadar herşeyin ıcığını bıcığını bulan Şansal ve ekibi geçen sene Arda'nın maç öncesi Fenerbahçe tribünlerine yaptığı haraketi çekememişti ne hikmetse. Bizde hiç şaşırmamıştık. Çünkü Arda ailenin bir üyesiydi. O haraketi tesadüfen bir Fenerbahçeli'nin kamerasına takılmasaydı Türkiye göremeyecekti o pozisyonu. Oysa lig tv geçen sene Arda'nın diğer 33 maçtaki yumruk şovunu aslanlar programında yayınlamıştı. Sadece o maçın yumruk şovu yoktu.





Eee Şansal Bey size nasıl güveneceğiz? Nereden bileceğiz işinize gelen görüntüleri yayınlayıp işinize gelmeyenleri yayınlamayacağınızı? Şimdi bir de özel mikrofonlar getirtmişsiniz.Muhtemelen o mikrofonlarla 1-2 Fenerbahçeli futbolcu ceza alacak ama emin olun Arda küfür etse bile almayacak. Dedim ya aileden biri. Bu ülke futbol severleri size hiç güvenmiyor sayın Büyüka...Ekibinize de güvenmiyor. Altın tesbihinizi de alın ve gidin artık.


Son zamanlarda bir de Arda pazarlaması başladı Büyüka'nın...Bugün aynen şunları söyledi programda:

“ARDA ÇOK ÖNEMLİ BİR İSPANYOL TAKIMINA GİDEBİLİR”

"Ben Arda ile de konuşuyorum ve kafasında Avrupa var. Başkan, kongre öncesi Arda’yı vermeyi düşünmez ama bu sezonun sonunda Arda çok önemli bir İspanyol takımına gidebilir. İspanya’da oynamayı çok arzu ediyor Arda duyduğum kadarıyla. Sevgili arkadaşlar egoist düşünmeyelim lütfen! Bırakın gitsin!.. Zaten Avrupa Arda’yı benimsemiş. Euro 2008 afişlerinde 5 futbolcu vardı ve bunlardan biri de Arda’ydı!.. G.Saraylıların Arda’nın gitmesinden üzüntü değil, onur duyması gerekir. Bugün gazetelerde okuyorum. Şu kadar para ve takas!.. Arda sıradan oyuncu değil. Takas makas olmaz. Arda’yı almak öyle 15 milyon Euro’ya falan olmaz!.. Alex mi, Arda mı? Bunu tartışmam çünkü Alex 10 yıl önde!.. Arda 10 yıl sonra belki daha ileride olacak. 22 yaşında belki Alex, Arda kadar değildi. Bugün Alex bir maçı alıp götürüyor."



Sayın Büyüka Arda'nın değerini belirlemek size mi kaldı? Siz önce tarafsız bir şekilde maçları nasıl veririz bunu düşünün. Denizlispor- Fenerbahçe maçında Guiza orta sahanın 4 metre gerisinden fırladı ve pozisyona yan hakem ofsayt verdi. Ne maraton programında ne de özetlerde bunu tek kare bile vermediniz.Hala bize ahlak dersi veriyorsunuz. Size nasıl güveneceğiz? Nereden bileceğiz geçmişte yaptığınız gibi spor müdürlerini toplayarak şampiyonu belirlemek istemeyeceğinizi? Medyanın baronuyum diyorsunuz sağda solda. Kurtlar vadisini çok izlemişsiniz belli ki. Oysa o topladığınız spor müdürleri arkanızdan pisliklerinizi konuşuyor. Belki sizden çekiniyorlar ama sizin boyunduruğunuz altına girmemeye de kararlılar. Girenler de zaten belli ediyor kendilerini gazetelerinde. Kızınızı ve fanatik Galatasaraylı oğlunuzu da medyada sağlam işlere soktunuz. Artık emekli olmanızın zamanı geldi de geçiyor. İnsanlar sizden daha fazla nefret etmeden gidin artık.

6 Ağustos 2009 Perşembe

Türk Futbolunun Karabasanları

Hep aynı teknik adamlar; Samet Aybaba, Erdoğan Arıca, Mesut Bakkal, Giray Bulak, Ümit Kayıhan
Hep aynı başkanlar; İlhan Cavcav,İbrahim Kızıl, Cemal Aydın, Melih Gökçek, Ali İpek...

İsimleri şikeye de karışsa, türlü pisliklere de karışsa bu ülkenin kaderi bu adamlar.Kurtuluş yok. Kimileri iktidarı almış arkalarına, kimileri eski federasyon başkanını...Kimilerinin arkasında ise yayıncı kuruluş ve başındaki isim Şansal Büyüka var...

Cemal Aydın da arkasında hem Haluk Ulusoy'u hemde yayıncı kuruluşu alarak yeniden Ankaragücü başkanlığına hazırlanıyor.




Aslında bunun sinyalini almıştık. Önce sezon açılışında olay çıkartan taraftarlar. Bu taraftarların ne derece samimi olduğunu Ankaragücü'nü az çok takip edenler bilirler. Aradan 1 gün geçmedi ki bir de baktık Şansal Büyüka açıklama yapmış. "Bu başkan Ankaragücü'ne yakışmıyor. Cemal Aydın gibi bir isim var ken Cengiz Topel Yıldırım da kim ki? Yakın zaman zamanda Ankaragücü'nde kongre olacağı ve Cemal Aydın'ın döneceği duyumunu alıyorum"

Hep söylediğim şeyi tekrarlayacağım "Ah Türk Futbolu Vah Türk Futbolu". Senin tepende Şansal Büyüka gibi bir gölge varken 1 adım ileriye gidemezsin...


Şansal Büyüka' da haklı kendince. Yayın ihalesi var. Yandaş lazım. Gerektiğinde Federasyonu sıkıştıracak tetikçi lazım, hoşlanmadığı futbol kulüplerinin başkanlarına karşı kullanacağı adam lazım...Yoksa Cemal Aydın'ın Samsunsporla beraber karıştığı şikenin falan lafı bile olmaz...Onlar önemsiz şeyler...Diğer pislikleri de önemsiz...Yaşasın Şansal Büyüka'nın sonsuz iktidarı...Kahrolsun, batsın Türk Futbolu...

Bu sene bizi çok ama çok kirli bir lig başlıyor. Şansal Büyüka şer cephesini yavaş yavaş kuruyor. Yaşanılacak pisliklerin arkasındaki adamın ismi ise yukarıda yazıyor...