Follow @chemedya
milliyet gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milliyet gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2010 Çarşamba

Açıklamada İtiraf Var!


Fenerbahçe Kulübü benim haberlerimi yalanlayacağına çamur atma yolunu seçmiştir. Ben asla futbol menajeri olmadım ve böyle de bir lisansım yoktur. Bir dönem (1 yıl) FIFA kokartlı menajer Bayram Tutumlu ile çalıştım. Ancak Sayın Tutumlu’nun Lüksemburg, Türkiye ve İspanya’da bulunan futbol dışındaki şirketlerinde çalışmışlığım vardır. Bu süre içinde ne bir futbolcu pazarlığı içine girdim ne de Fenerbahçe’ye iddia edildiği gibi futbolcu satışı içinde bulundum.

Kendilerini ispata davet ediyorum. Sayın Tutumlu ile futbol dışındaki işbirliğimin yaklaşık bir yıldır da sona erdiğini ve bu sürede de Tutumlu’yu bir kere olsun görmediğimi Fenerbahçe kulübüne hatırlatmak isterim. Fenerbahçe Kulübü’nün benim Türkiye’deki menajer ortaklarımın kim olduğunu ve hangi futbolcuları pazarladığımı açıklarsa sevinirim.

Ben 14 yıldır Milliyet Gazetesi’nin İspanya muhabiri olarak çalışmaktayım. İspanya’ya yerleşmeden önce de TRT Ankara Dış haberlerde muhabirdim.

Kısacası benim hem Türkiye’deki hem de İspanya’daki tek görevim gazeteciliktir. Başka mesleğimde yoktur. Fenerbahçe Kulübü’nün yapması gereken “Şayet varsa” benim tamamen kayıt altına aldığım röportajlarımı yalanlamaktır. Konuyu saptırarak yıllardır ekmeğini yediğim gazetecilik mesleğime leke sürdürmemelidir.

Saygılarımla

Mehmet Çiftçi


Yukarıda görüldüğü gibi Mehmet Çiftçi kendi ifadesiyle de Bayram Tutumlu ile çalıştığını kabul ediyor. Bundan önce yaptığı tüm haberleri didik didik etmek gerek. Acaba patronunun kaç tane futbolcusunu Türkiye'ye pazarlamak adına yalan ve uydurma haberler yaptı? Kaç haberde patronun isteğiyle manipülasyon yaptı. Aşağıda yazacağım Guiza haberinde çevirme hatası yapmıştı. Yine bir Aurelio röportajında patronu Bayram Tutumlu Aurelio'nun söylediğinden çok farklı şeyleri çevirmiş ve lig tv o açıklamayı yeniden yayınlamak zorunda kalmıştı.

Tabi bir de Bayram Tutumlu'nun Aragones Fenerbahçe'ye gelirken yaptığı açıklama var. Tutumlu Aragones'in yardımcısı Mehmet Çiftçi'yi arayarak Fenerbahçe hakkında bilgi aldığını ifade ediyor. Mesleği menajerlik olan Tutumlu telefonunu yönlendirecek kadar yakın olduğu Mehmet Çiftçi'yi futbol dışında işlerde kullanıyormuş bu açıklamaya göre. Mehmet Çiftçi'nin bu sözlerine herkes istediği uzuvuyla gülebilir.


Aurelio olayıyla beraber Fenerbahçe ile çok ciddi problemler yaşayan Bayram Tutumlu'nun yardımcılığını yapan Çiftçi, Milliyet Gazetesi'ni de yıllardır patronu lehine kullanmaktan kaçınmıyor. Bu arada Fenerbahçe kompleksiniş de göz ardı etmeyelim. Bakın Guiza haberini nasıl çevirmiş:

Büyük takım özlemi! Karşılaşmaların ardından Jerez’de tatilini geçiren İspanyol oyuncu, “Kariyerimde hiç büyük takımda oynamadım. Şimdi büyük bir kulüpte futbol hayatıma devam etmek istiyorum. Bu anlamda Valencia bana uyuyor” ifadesini kullandı, Fenerbahçe’nin kendisini tatmin etmediğini ima etti.


Bu haberde Fenerbahçe'nin büyük takım olmadığı ima edilmiş. Bu haber çarpıtılmış ve yalan ifadelerle doluydu. Ayrıca bir başka Guiza haberinde rakamlar çarpıtılmış ve Fenerbahçe kulübü haberin yalan olduğunu ispatlamış, bir başka Guiza haberinde ise Fenerbahçe'nin Guiza transferini borsaya 14 milyon Euro olarak bildirdiğini ve bu konuda usulsüzlük yaptığını ima etmişti. Oysa Fenerbahçe hiçbir transfer bedelini borsaya bildirmiyordu. Doğal olarak Guiza'nın transferini de bildirmemişti.

2004 yılında ise kendisini Marca muhabiri olarak tanıtıp Alex ile röportaj yaptığını söylemiş ve bu oyuncunun Fenerbahçe'ye gelmek istemediğini söylemişti. Alex Türkiye'ye transfer olduktan sonra böyle bir gazeteciyle hiç konuşmadığını ve sadece kendisini Marca muhabiri olarak tanıyan birinin aradığını ve kendisini reddettiğini belirtmişti. İşte tamamen uydurma olan o haberin linki. Haberi okuyup sonra da Alex'in Fenerbahçe'ye gelişini göz önünde bulundurursanız Mehmet Çiftçi'nin ne denli hayal gücü yüksek bir isim olduğunu görebilirsiniz.

Benim hala aklım almıyor. Milliyet Gazetesi yıllarca Bayram Tutumlu'nun yardımcılığını yapan bu menajer-gazeteciye yıllardır nasıl tahammül ediyor. Bu kara lekeye nasıl izin veriyor? Gerçekten inanamıyorum. Yani Cem Şengül sürekli olarak etikten, gazetecilik ahlakından falan bahsediyor. Bir kez olsun Mehmet Çiftçi'yi de sorgulama gereği duydu mu?


12 Ocak 2010 Salı

Grande Mentira* (Yalanların En Büyüğü)


Mehmet Çiftçi, Milliyet Gazetesi'nin İspanya muhabiri. Yıllardan beri Fenerbahçe aleyhine yaptığı haberlerle sürekli olarak gündemde kalmayı başarmış bir isim. Geçtiğimiz günlerde Roberto Carlos bugün de Edu röportajları ile yeniden gündeme geldi. Ancak röportajın içeriğine baktığımız zaman gazeteciliğin temel kurallarına çok aykırı ve yanlış bilgilerle dolu olduğunu görüyoruz. Ancak iş bununla da bitmiyor. Fenerbahçe'nin bir iddiası var ki yenilir yutulur cinsten değil.

Fenerbahçe yaptığı açıklamada haberdeki bilgi eksikliklerine gönderme yaparken hafızamızdan henüz silinmemiş olan sözleşmeyi askıya alma teklifini de hatırlatıyor ve röportajda yazıldığı gibi Fenerbahçe'nin Edu'nun sözleşmesini durduk yere feshetmediğini anlatıyor. Tüm bu açıklamanın ardından şöyle bir olaya da değiniyor Fenerbahçe kulübü:

Söz konusu haberin sahibi Mehmet Çiftçi'nin, aynı zamanda futbolcu menajeri olduğunu ve çok defalar kulübümüze ortakları aracılığı ile futbolcular önerdiği ancak hiçbir önerisinin kulübümüzce dikkate alınmadığını da hatırlatmak isteriz.

İşte bu iddia araştırılması ve üzerine gidilmesi gerekli olan çok önemli bir husustur. Daha önce blogumda Gökmen Özdemir'i eleştirmiştim bu konuda. Gazetecilerin aynı zamanda futbolcu menajerliği yapmasının hiç etik olmadığını belirtmiştim. Ülkemizde Gökmen Özdemir'in yanı sıra basketbolcuların menajerliğini yapan basketbol spikeri hatta basketbolcu menajerliği yapan basketbol hakemi bile olduğunu duymuştuk ve biliyorduk. Bu kadar garip ilişkilerin ülkesinde bir gazetecinin futbolcu menajerliği yapması çok mu diyebilirsiniz. Ancak bana göre bu çok büyük bir skandaldır.

Eğer Mehmet Çiftçi gerçekten de Fenerbahçe ile bir ticari ilişki içine girmeye çalışmış ve bunda başarılı olamamışsa bu tarz haberler yapması etik midir? Namık Sevik'in ruhunun dolaştığı Milliyet Gazetesi böyle bir olaya nasıl izin verir?

Alex'in daha önce Mehmet Çiftçi'nin kendisi hakkında yaptığı bir haberdeki ifadeleri yalanlamak için kullandığı "grande mentira" yani yalanların en büyüğü ifadesi yazımın başlığı. Mehmet Çiftçi yıllardır devam ettiği etik dışı haberciliğe bakalım daha ne kadar devam edebilecek. Portekizce bilmeden Brezilya basınından alıntı yaptığı ve sürekli yalanlanan haberleri ile daha ne kadar gündemde kalacak?

Bir sözüm de Roberto Carlos'a. Roberto Carlos Fenerbahçe'ye geldiği dönem Mehmet Çiftçi sürekli olarak kendisini karalayacak tarzda haberlere imza atıyordu. Hatta bir haberde Roberto Carlos'un yardıma muhtaç çocuklar için oynadığı maçtan %20 komisyon aldığını söylüyordu. Kendisi hakkında alçaltıcı ve yalan haber yapan Mehmet Çiftçi ile röportaj yapıyorsa eğer Roberto Carlos'u da sorgulamamız gerek. Ki bu röportaja da çok inanasım gelmedi nedense. Adam Brezilya'ya gidip Roberto Carlos ile röportaj yapıyor ve birlikte resim dahi çektirmiyor.

Son olarak şunu da sorayım. Sahi Mehmet Çiftçi Portekizce bilmiyor. Edu ise İspanyolca bilmiyor. Acaba hangi dilde anlaştılar?

27 Ekim 2009 Salı

Biz Buna Medeniyet Diyoruz!


Milliyet'te bir haber. Başlık şöyle: Elano'nun umurunda mı? Haberin içeriği tamamen Galatasaray'ın Brezilyalısını hedef gösterir nitelikte. Galatasaraylı oyuncu maç bitiminde doping kontrolüne gitmiş ve çıkışta Fenerbahçeli futbolcularla karşılaşıp sohbet etmiş. Hatta fotoğraf çektirmiş. Ama asıl suçunu en sona saklamış Milliyet Spor Servisi. Bir de üstüne Lugano'nun çocuğunu sevmiş. Olacak iş mi şimdi? Oradan geçerken Vederson'a dirsek atmalı, Lugano'nun çocuklarını da tokatlamalıydı herhalde Elano.

Sahaya plastik bardak atıldı diye medyada herkes verip veriştiriyor. Vay efendim holiganizm gittikçe tetikleniyormuş. Vay efendim yöneticiler ortamı geriyormuş. (Maçtan önce ve sonra tek bir yöneticinin, futbolcunun negatif bir söylemine henüz rastlamadım) Beyler, sevgili spor medyası. Bu ülkede holiganizm varsa bunun en büyük nedenlerinden biri sizsiniz. Bu haberlerinizle işte insanları geriyorsunuz. Bu haberlerinizle futbolumuza zarar veriyorsunuz. Bir sonraki maçta muhtemelen Elano yuhalancak. Mutlu olacak mısınız? Fenerbahçe kaybetse aynı şeyi belki Alex için ya da x futbolcu için yazıp onu hedef hale getirecektiniz. Böyle haberler sizin haber bulma konusunda yetersiz olmanızın yanı sıra aynı zamanda fanatik bir taraftar gibi düşündüğünüzü gösterir. Bu da zaten Türk Spor medyasını eleştirmemizin en büyük nedeni.

Aşağıya haber metnini kopyalayacağım. Ancak hep negatif şeyleri değil bazen de güzel şeyleri yazmalıyız. Ercan Güven'in bugünkü mükemmel yazısını da okumanızı öneririm. Demek ki spora pozitif yönden de bakılabiliyormuş. Aynı gazetede bir haber ve bir köşe yazısı. Biri son derece medeniyetten uzak bir diğeri de bir o kadar medeni. Umarım negatifliğin bir hastalık gibi yayılması gibi pozitiflikte yayılır ve bizler sevgililerimizi alıp rahat rahat maçlara gideriz.

İşte o haber:


Maçın bitiminde, sarı-kırmızılılar yenilgi nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, Elano mağlubiyeti adeta umursamadı. İşte o şaşırtan olay... Yer Şükrü Saracoğlu Stadı’nın kapalı otoparkı. Maç bitmiş ve konuk ekibin otobüsü Florya’ya doğru yol almış. Zafer sarhoşu Fenerbahçeli futbolcular ise özel araçlarına binerek bir bir stattan ayrılıyorlar. Önce Carlos, ardından Deniz, Semih ve Emre... Hepsinin yüzü gülüyor. Ancak bir kişi var ki, onların sevincine ortak oluyor, kendi arkadaşını ise yalnız bırakıyor. O da Elano Blumer. Brezilyalı doping testi için Arda Turan ile statta bekliyor. Kontrolden de erken çıkıyor ve soluğu Vederson’un yanında alıyor. Koyu sohbete Kazım’ın 10 kişilik akraba grubu da katılıyor, fotoğraflar çekiliyor. Bu sırada ağlayacak gibi duran Arda testten çıkmış ve Elano’nun sohbetinin bitmesini bekliyor. Elano ise kahkalar içinde muhabbetini sürdürüyor. Sonra Lugano katılıyor gruba ve Elano, Uruguaylı’nın çocuğuyla ilgileniyor. Arda ise hayretler içinde ama sessizce bekliyor. Sonra sohbet bitiyor ve Arda ile Elano kulübün tahsis ettiği siyah ciple Florya’ya doğru yol alıyorlar.

16 Ekim 2009 Cuma

Milliyet'in Gazetesi Ne Yapıyor?


Hani maçı izlemesek, inanılmaz mücadeleyi görmesek, çok küçük nüanslarla bittiğini bilmesek tamam diyeceğiz. Bu haber başlığı ne yahu? Maç uzatmaya gitmiş, kazanan Efes olmuş. Başlık Efes Fener'i yine ezdi. Bence sorun Efes'in Fenerbahçe'yi ezmesinde değil haberi yazanın ya da haberin bu şekilde yayınlanmasına izin verenin ezikliğinde. Milliyet Gazetesi'nde son zamanlarda inanılmaz şeyler oluyor. Ve o gazetenin neden satmadığını çok daha iyi anlıyorum. Bu disiplinsizlikle, bu başıboşlukla ve keyfiyatla yönetilen gazeteden fazla birşey beklemek saflık olur.


Not: Gelen tepkiler üzerine Milliyet gazetesi başlığı Efes Fener'i Sildi olarak değiştirdi. Medyanın bu tarz fanatikçe haberlerine lütfen tepkisiz kalmayın. Hiç olmadı hakaret içermeyen bir protesto mesajı ya da maili atın.

15 Eylül 2009 Salı

Bir haber, 2 ayrı yorum. Kötü niyetin resmi!



Gazetecilik bir tür yorumlama sanatıdır. Bir haberi istediğiniz tarzda yorumlarsınız. Bir şeyi yerin dibine de sokabilirsiniz, gereğinden çok fazla da yüceltebilirsiniz. Gazetelerin ve gazetecilerin böyle bir gücü vardır.

Milliyet.com.tr internet sitesini eleştiren bir yazı yazmıştım geçtiğimiz günlerde. Sitenin özellikle spor bölümünün ehil ellerde olmadığını söylemiştim. Milliyet gibi büyük bir gazeteye yakışmadığını da eklemiştim. Alex De Souza'nın dün Lig Tv'ye yaptığı açıklamaları izledik ve bu açıklamalar daha sonra internet sitesine de düştü. Bir soru üzerine Alex 3 yıllık şampiyonluğun kazanılmasının doğal olarak zor olduğunu ancak kendilerinin bunu başaracak güçte olduğunu belirtti.

Daha önce Aziz Yıldırım'ın söylediği şeyleri destekleyecek sözlerdi. Akşam internet sitelerini dolaşırken gözlerime inanamadım. Milliyet'in başlığı aynen şöyleydi: Aziz Yıldırım'ı Çıldırtacak.

Bu başlığı okuduktan sonra acaba ben mi birşey kaçırdım diye baktım haberin içeriğine ve Aziz Yıldırım'ı çıldırtacak tek bir kelime bulamadım. Aksine mutlu edecek şeyler okudum.

Belki ben haber hakkında yanlış düşünmüşümdür dedim diğer gazetelere baktım. Hürriyet Gazetesindeki manşeti gördükten sonra zaten Milliyet Spor Servisi'nin kötü niyeti hakkında fikir sahibi olacaksınız hepiniz. Çünkü Hürriyet Gazetesi'nde bu haber "Başkan doğru söylemiş" diye manşete çıkmış.Lütfen aynı içerikteki bir haber için iki ayrı gazetenin iki ayrı başlığına bakın ve siz yorumlayın.

21 Ağustos 2009 Cuma

Yok Böyle Bir Terbiyesizlik!

Yukarıdaki benim değil Milliyet'in kullandığı başlık. Başlığı kullanma nedenleri Tallin kalecisinin Arda'ya attığı tekmeymiş. Yani Milliyet spor servisine göre bu tekmenin karşılığı bu başlıkmış.

Bu haberi okurken aklıma hemen 2 olay geldi. 18.02.2007 tarihinde oynanan ve 1-0 Fenerbahçe üstünlüğüyle biten karşılaşmada Martinez havadan gelen topu yakalarken Semih'e insanlık dışı bi tekme atmış ve sonra da sanki kendi tekme yemiş gibi kendini yere atmıştı. Bu pozisyonda hakem inanılmaz bir kararla Fenerbahçe aleyhine faul vermişti. İşte o günün Milliyet gazetesine gittim. Bugün bu başlığı atanlar o günde kesinlikle buna benzer başlık atmışlardır diye. Nafile arayıp durdum. Bırakın terbiyesizlik yazmayı ayrı bir başlık bile açılmamış o pozisyon için. Satır aralarında Fenerbahçe'nin penaltısı verilmemiş denmiş.

Yine 2003-2004 yılında Bir Galatasaray- Olympiacos maçında Galatasaray kalecisi Mondragon Yunan ekibinin Sırp oyuncusu Djoerkevic'e kafa atmış ve sonrasında da kendini yerine atmıştı. Kolombiyalı kaleci kırmızı kart göreceğine Djorkeviç sarı kart görmüştü. O günün gazetesine baktım Mondragon'un terbiyesizliğinden hiç söz eden olmamış. İyiki bu günleri Namık Sevikler, İslam Çupiler görmedi. Yoksa gazetelerinden utanırlardı.

Şimdi soralım. Acaba bir pozisyonluk terbiyesizlik olarak nitelenecekse bunun Galatasaraylı bir futbolcuya yapılması bir Milliyet geleneği midir? Siz Galatasaray'ın resmi yayın organı mısınız? Yoksa tarafsız bir gazete misiniz? Bunun kararını verin ona göre okuyalım.