Follow @chemedya
beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2009 Pazartesi

Demek ki spor medyası bu işi bilmiyor.

Sezon başından beri yenilmez armada Galatasaray masallarını dinliyoruz. Başta Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu olmak üzere medya Galatasaray'ın ne kadar mükemmel ve süper bir takım olduğunu anlatıyor bize. Oysa bu blogta sezon başı yaptığım değerlendirmede şöyle demiştim. Galatasaray çok iyi forvetlere sahip ancak o kadar. 6 iyi hucum oyuncusu var. Bunların 4 tanesi oynarsa bile sorun olur. Yedekte kalacak yıldız oyunculardan da iyi performans beklemek zor. O nedenle Galatasaray bu ligte hayal kırıklığı yaratır.

Zaman içinde Galatasaray'ın oynadığı futbol beni yanıltmazken aldığı sonuçlar ise yanılttı. İnanılmaz maçlar oynadılar. Farklı kaybedebilecekleri Beşiktaş ve Panathinaikos maçlarını farklı kazandılar. Oysa gerçekler farklıydı ve spor medyası ısrarla bu gerçeği görmüyordu. Hatta Şansal Büyüka Galatasaray'ın bu sene derbiler dışında puan bile kaybetmeyeceğini iddia etmişti.

Demek ki medyanın baronu Büyüka pekte anlamıyormuş futboldan. Spor medyası da pek ehil kişilerden oluşmuyormuş. Şu anda hiç beğenilmeyen Fenerbahçe Türk futbol tarihinin rekorunu kırmış durumda. O çok beğenilen ve berabere bile kalmaz denilen Galatasaray ise bitik durumda.

Sevgili spor medyası burada sizleri çok eleştirdim. Hatta zaman zaman alay ettim. Bu alaylarımın nedeni bugünkü gibi kroke duruma düşeceğinizi gördüğüm içindi. Dün Bahri Havadır, Lig TV'de Riijkard ile röportaj yaparken sanki hesp soruyor gibiydi. Normalden çok uzun bir röportaj yaptı. Riijkard sıkıldı ama pek renk vermedi. Galatasaray medyasını ateşli kadınlara benzetiyorum bazen. İstediklerini alamayınca çok saldırgan oluyorlar. Şimdi yarın Hıncal Uluç'ta Fenerbahçe hakemlerle kazanır der resmi tamamlar.

3 Ekim 2009 Cumartesi

Kılıçla Gelen...


Bir atasözü vardır kılıçla gelen kılıçla gider diye. Bu atasözü sanki Beşiktaş için söylenmiş. Süleyman Seba'yı taraftarı kullanarak hiçte yakışık almayan şekilde gönderen Serdar Bilgili yine taraftar kullanılarak gönderilmişti. Hemde daha küçücük olan kızına bile küfürler edilmişti. Yıllar geçti Serdar Bilgili'yi taraftarı kullanarak gönderen Yıldırım Demirören yine aynı durumla karşı karşıya. İşin kötüsü geçmişte taraftarı başkan olmak için kullanan bu isimler her defasında daha kötü bir duruma düşürülüyor. Yıldırım Demirören tartaklanan ilk Beşiktaş başkanı olarak tarihe geçti. Arabası tekmelendi, kafasına yumurtalar atıldı. Gerçekten de üzücü ama Beşiktaş'ın o çok övülen taraftarı da kullanılmaya çok müsait. Vietnam usulu infazların gerçekleştiği, tribünde cinayetlerin işlendiği Beşiktaş tribünlerindeki rant sevdası daha çok başkan değiştirecek gibi görülüyor.

Bu konuda Fenerbahçe kulübü güzel bir açıklama yapmış. Özellikle spor medyasının bu taz taraftar oluşmasındaki rolü vurgulanmış. Yüksek beklentilerin takımları ne kadar zor durma soktuğunu ve gazetecilerin bunu kullanarak tiraj aldıkları belirtilmiş. Yerinde ve güzel tespitler. İlerleyen dönemlerde bir futbolcu, bir yönetici hatta bir taraftar sakat kalmadan ya da ölmeden bu durumun önünü kesmek şart. Geçen sene Fenerbahçe camiasında da buna benzer şeyler yaşanmış ancak daha sonra sulh sağlanmıştı. Umarız bundan sonra bu oyunun bir spor olduğu herkes tarafından özellikle medya tarafından iyi anlaşılır. Medya mensuplarının renk aşklarının sadece evlerinde olması gerektiği bunu işlerini yaparken unutmaları gerektiği gerçeğini göz önünde bulundurmaları gerekir. Yoksa daha bir çok olayda sorumlu kendileri olacaklar.

21 Eylül 2009 Pazartesi

Gölgede Kalan Çığlık


Tyson Gay Amerikalı başarılı bir sprinter. Bir çoğunuz adını duymamış bile olabilirsiniz. Sporun özellikle de atletizmin sadık izleyicileri O'nu iyi tanır. Tyson Gay, Usain Bolt'un müthiş rekorlarına karşın tarihin en iyi ikinci derecelerini yapmaya devam ediyor. Gay, Shangay Grand Prix'inde 9.69 gibi müthiş bir dereceye imza attı. Eğer Usain Bolt 10 yıl sonra Dünya'ya gelseydi bugün Gay'in ne kadar büyük bir şampiyon olduğunu konuşacaktık hepimiz. Ancak bugün O sadece Usain Bolt'un gölgesinde sesini duyurmaya çalışan ancak gölgede kalan bir çığlık gibi. Çünkü Usain Bolt çok büyük bir şampiyon ve O'nunla aynı devirde 100 metre yarışçısı olmak çok büyük şanssızlık.

Bu sene Türkiye liginde de bu müthiş rekabete benzer bir durum ortaya çıkacak. Fenerbahçe ve Galatasaray'dan biri Usain Bolt olacak, bir diğeri de Tyson Gay olarak kalacak. Umarım bu rekabet bize atletizmdeki 100 metre rekabeti kadar zevk verir. Daha hızlı koşan ve daha iyi olan kazanır. Geçmiş yıllarda olduğu gibi dış müdahaleler olmaz ve kazanan futbolseverler olur. Ha bu arada Beşiktaş mı ne olur? Onlara biçilen rol Asafa Powell rolü olabilir ancak.

28 Ağustos 2009 Cuma

Gaziantepspor-Beşiktaş arasındaki garip ilişkiler silsilesi

Blogumda daha önce Gaziantepspor başkanı İbrahim Kızıl ile Demirören ailesi arasındaki garip ilişkilerden söz etmiştim. Geçtiğimiz sezon bu iki takım arasında oynanan karşılaşma öncesi başlayan söylentiler Gaziantepspor-Sivasspor maçında ayyuka çıkmış ve İsmail Köybaşı'ya verilen 6.5 m euro bonservis ücretiyle de adeta katmerlenmişti. Bu kirli ilişki çarkına kafamız pek basmasa da Son olarak Tabata'ta verilen 8.5 m Euro'yu duyunca dilim uçuklamadı dersem yalan olur.

Bir oyuncu düşünün ki futbol hayatı boyunca bir kulüpte 2 yıl kalmamış. Evet Tabata hiç bir kulüpte 2 yıl oynamamış. İnanılmaz bir istikrar değil mi? İşte bu Tabata'ya tam 8.5 m Euro verdi Beşiktaş. İnanılmaz bir rakam bu. Bu paraya mesela Real Madrid'ten Van Der Vaart'ı alabilirdi Beşiktaş. Ya da İtalya liginden çok klas bir oyuncu da alabilirdi. Fenerbahçe Tabata'nın kapısından bile giremeyeceği Brezilya Milli Takımı oyuncusu Andre Santos'u 5.5 m Euro'ya transfer etmişti. Neden Gaziantepspor ve neden Tabata? Yoksa dedikodular doğru muydu? Bir şeylerin kefareti mi ödeniyor? Bunlar İbrahim Kızıl- Yıldırım Demirören ve Tanrı arasında.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Beşiktaş ve Türk Kızılay'ı



Türkcell Süper liginde olanları yorumluyorum blogumda. Fenerbahçeli olduğum için tabiki Fenerbahçe ağırlıklı oluyor yorumlarım. Yanlışlıkları eleştirmeye çalışıyorum. Gülünç şeyleri yazıyorum, çelişkileri vurguluyorum.

Ancak bu akşam güzel bir şeyden bahsetmek istiyorum. Beşiktaş endüstiriyel futbola meydan okurcasına bir olay gerçekleştirdi bu akşam.3-4 milyon dolarlık reklamları elinin tersiyle itti. Formasının arkasına Türk Kızılayı yazdırdı.Türk futbolunda bir milat olmaz bu belki. Beşiktaş'ın bu yaptığı ilk ve son olur ama bu bence bu senenin en güzel olayıdır. Hangi taraftan olursak olalım bu olayı alkışlamalıyız. Sürekli eleştirdiğimiz Yıldırım Demirören'i de tebrik etmeliyiz. Bir spor sever olarak Beşiktaş'ı ayakta alkışlıyorum ve tebrik ediyorum. Beşiktaşlılar ne kadar gurur duysa azdır.

7 Ağustos 2009 Cuma

Şenlik Başlıyor

Nihayet lig başlıyor. İşkence gibi geçen transfer ve hazırlık döneminden sonra heyecan başlıyor. Artık programlarımızı ligdeki maçlara göre yapacağız. Lige son şampiyon Beşiktaş başlıyor. İlk maçlarını Büyükşehir Belediyespor ile. Büyükşehir Belediye'de bu sezon iddialı bir takım kurdu.İlk maçların zor olduğu gerçeğiyle bu maçtan her türlü sonucu bekleyebiliriz.





Ligle beraber polemikler de hemen başladı. Beşiktaş- Fenerbahçe arasında oynanan Süper Kupa Finali'nin ardından hakemle ilgili açıklamalar yapan Levent Erdoğan 15 gün hak mahrumiyeti cezası aldı. Değişen cezalara göre Erdoğan cezası bitene kadar stadyumlara da giremeyecek.Bunun yanı sıra Rüştü'de yaşına ve olgunluğuna yakışmayacak bir ceza aldı. Rüştü maçın hakemi Yunus Yıldırım'a küfür ettiği gerekçesiyle 3 hafta formasından uzak kalacak.

Geçen sene devre arasında hakemleri ve federasyonu eleştiren görüntülübir toplantı yapan Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören ligin ikinci yarısında hakemler kendilerini pek üzmeyince sezon sonunda hakemlere ve federasyona sahip çıkmamızı nasihat etmişti bizlere. Yeni sezonda ilk canları yandığında bu nasihatlerini unuttular. Ayrıca tüm futbolcularının da hakem hakkında konuşması ileride başlarına dert olabilir.

Umarım hakemlerin tartışılmadığı ve hakedenin şampiyon olacağı bir lig yaşarız. Çünkü futbolumuz bu tarz polemiklerle uğraşmaktan gerçek sorunlarına bir türlü çözüm bulamıyor.

Gaziantep-Beşiktaş arasında garip ilişkiler...

İbrahim Kızıl ve Demirören ailesi arasındaki yakın ilişkiyi futbol camiasına yakın olan herkes iyi bilir. Kızıl'ın Erdoğan Demireören'e babam gibidir dediğini de bilenler iyi bilir.. Geçtiğimiz sezon beşiktaş şampiyonluğa giderken Gaziantep -Beşiktaş maçından önce bazı söylentiler çıkmış ve Beşiktaş'ın bu maçı rahat kazanacağı söylenmişti. Denildiği gibi de oldu ve Beşiktaş maçı 3-0 kazanmıştı. Daha sonra Gaziantepspor ile sivasspor maçında da benzer söylentiler çıkmış ve Beşiktaş'ın sezon sonunda Gazianatepspor'a 3 futbolcu sözü verdiği belirtilmişti kulislerde.Sivas Gaziantepspor'a karşı puan kaybetmiş ve Beşiktaş'ın şampiyonluk yolunda önünü iyice açmıştı.

Bu söylentiler unutulup gitmeye yüz tutmuşken bu sene ilginç şeyler oldu transfer mevsiminde. Önce Beşiktaş Gaziantepsor'un 19 yaşındaki oyuncusu İsmail'i tam 6 milyon 250 bin Euro'ya transfer etti. Piyasa değeri en fazla 1-2 milyon Euro olan bir oyuncuya bu kadar para verilmesi tüm kamuoyunu şaşkına çevirdi. Bu da yetmezmiş gibi Serdar Kurtuluş ve Batuhan'ın verildiği açıklandı. Serdar Kurtuluş hadi neyse de Batuhan gibi Türk futbolunun en büyük yıldızlarından biri olabilecek bir oyuncuyu 1. yılı kiralık 2. yılı da satın alma opsiyonlu vermek bizi oldukça şaşırttı. Batuhan İsmail'den çok daha değerli bir oyuncu. Genç yaşına rağmen A Milli olmuş ve geçen sene yarım devrede attığı 9 golle Eskişehir'i ligde tutmuş bir oyuncu. Daha sonra Batuhan Gaziantep'i istemeyince bu transfer yattı ama bizim kafa karışıklığımız giderilmedi.

Bu garip ilişkinin nedeni geçen seneki söylentiler mi diye de düşünmeden yapamadık. Aklımıza Beşiktaş duruşu falan geldi. Gerçi Bursaspor'un küme düşme olayında bu duruş bitmişti ama biz yine de medyadan etkilendik ve Beşiktaş camiasından bir tepki bekledik. Bir tepki alamadık. Ne diyelim? Her zamanki sloganımızla bitirelim: Ah Türk futbolu Vah Türk futbolu...

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Daum Aptallık Etti mi?

Türk Spor medyası ilgili ne yazarsak yazalım kendi yaptıkları şeyler kadar zararlı olamaz herhalde.
Yarın Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında süper kupa maçı var.
Maraton.com.tr sitesi Cristoph Daum ile ilgili bir haber yapmış. Daum'un 10 sene önce kokain kullanması, bunun neticesinde yargılanması ve kariyerinin büyük sekteye uğraması hatırlatılıyor haberde ve Daum'un kokain kullandığını açıklayan Uli Hoeness'in açıklamalarına yer veriliyor.
Daum aptallık yaptı demiş Uli Hoeness. Güzel bu konuda hem fikiriz.

Peki Uli Hoeness nasıl oldu da tam da Beşiktaş - Fenerbahçe maçının öncesine denk getirdi bu haberi?

Bunu Maraton.com.tr sitesinin başında bulunan fanatik Beşiktaşlı Turgay Demir'e sormalıyız. Sahi Turgay Demir üzerine forma olmasına sözümüz yokta sen hiç basın meslek ilkeleri, basın ahlakı ya da ahlakla ilgili terimlerden herhangi birini duydun mu? Spor medyasının ne kadar ucuzladığına minik bir örnek.