Follow @chemedya
Hıncal Uluç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hıncal Uluç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2009 Çarşamba

Fenerasyon İstifa!


Bu nasıl Fenerasyonmuş. Hıncal Uluç diyor ki Türk Futbolunu Aziz Yıldırım yönetiyor. Galatasaray ve Beşiktaş medyası da bunu destekliyor. Ama Avrupa Şampiyonası için aday gösterilen statlar içinde Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu stadı bile yer alamıyor. Nasıl bir Fenerasyonmuş ki bu kendine faydası yok.

Bakın Fenerasyon Başkanı(!) Aziz Yıldırım Fenerbahçe resmi dergisinde açıklamalar yapmış, bakalım ne diyor?

- Oğuz Sarvan telefonlarıma çıkmıyor. Doğrudan iletişim kuramıyoruz. Medya yolu ile fikirlerimizi iletmeye mecbur kalıyoruz, ( Bu nasıl bir Fenerasyon başkanlığıdır? Koskoca Fenerasyon başkanının telefonuna çıkmayan bir MHK başkanı var. Skandal)

- Bize ve diğer takımlara yanlış yapan hakemlerin yaptıkları yanlarına kar kalıyor. Kötü niyetli hakemler var ve bunlar temizlenmiyor. (Olur mu hiç. Siz Fenerasyon başkanısınız. Açarsınız bir telefon Mahmut Özgener'e halledersiniz. Hıncal Uluç'tan iyi mi bileceksiniz? )

- Aurelio olayına kadar sözleşmelerdeki +1 opsiyonları geçerliydi. Federasyon da sözleşmeyi tescil etmişti. Sonra tahkim kurulu birden bire tescili iptal etti. O olay bir ilk oldu ve birden bire sözleşme geçerliliğini yitirdi. ( Kendi atadığınız kurul istediğiniz kararları almıyorsa bu bizim mi suçumuz?)

- Neden görüntülerden sadece Fenerbahçeli sporcular ceza alıyor? Neden ben ceza kuruluna sevk ediliyorum da benimle aynı tarz konuşma yapan Haldun Üstünel ceza kuruluna sevkedilmiyor? ( Hukuk kurulu başkanı İlhan Helvacı, Galatasaraylı yönetici Mehmet Helvacı'nın kardeşi. Sadece Fenerbahçeli oyuncuları sevkediyorsa, sadece Fenerbahçe yöneticilerini sevk ediyorsa Aziz Yıldırım'ın kesin bir bildiği vardır! Diğer kurullarda da Fenerbahçeli sayısı bu kadar azsa ve militan düzeyinde bir anti Fenerbahçelilik varsa bunu da Aziz Yıldırım ayarlamıştır)

-Antalyaspor maçında malzemecimizin başına koltuk atıldı. Antalyaspor'un ceza alması için malzemecimizin ölmesi mi gerekiyordu? Cezalı olan Paf takımı oyuncusunu oynatan Antalyaspor Paf takımının şampiyonluğu tescil edildi ve Fenerbahçe Paf takımının şampiyonluğu verilmedi. ( Siz pek fizik kurallarını bilmiyorsunuz sanırım? Siz dünyanın her hangi bir yerinde kafasına koltuk yiyerek ölen bir malzemeci duydunuz mu? Ama size pet bardakla gözü kör olan onlarca Keita gösterebiliriz! Paf takımına gelince. Ne var yani bir fenerasyon yetkilisi bir belgeyi işleme koymayı unutmuşsa? Bunu bu kadar büyütecek ne var? Topu topu bir şampiyonluğunuz gitmiş.)

-Kulüplerin renklerine göre karar alan Federasyon kurullarının kararları sorgulanacaktır. (Ama Hıncal Uluç bu federasyonu sizin kurduğunuzu söylüyor? Nasıl olur? )

- Fenerbahçe'nin kendi öz kaynakları ile yaptığı ve geçen sene UEFA finali oynanan stadı nasıl olur da birden bire kriterleri karşılamaz hale geliyor? (Siz Ahmet Güvener gibi federasyonla iş yapan bütün şirketlere danışmanlık yapacak kadar zeki bir adamdan daha mı iyi bileceksiniz bu işleri? UEFA finali verildiğinde bu kriterler yoktu. Daha geçen hafta bu kriterler getirildi.)

Yukarıda Aziz Yıldırım'ın açıklamalarını ve bunlara verilecek tahmini yanıtların mizahi bir şekilde ele alınışını okudunuz. Şimdi medyanın duayenlerinin bu somut olayları ele alarak bir araştırma yapmasını bekliyorum. Özellikle Hıncal Uluç'u karşılarına alarak sormalarını istiyorum. Hani Fenerasyon vardı? Hani Federasyonu Aziz Yıldırım atamıştı? Hani Mahmut Özgener, Aziz Yıldırım'ın adamıydı? Hani Oğuz Sarvan Aziz Yıldırım'ın emir eriydi?

Bu sorular sorulmayacak ve bu açıklamalar da unutulup gidecek. Yine Fenerasyon masalları anlatılıp kamuoyu istenildiği gibi yönlendirilecek. Papermoon'da yemekler yenilecek, planlar yapılıp uygulamaya konulacak.

Bize de şöyle demek düşecek. Fenerasyon buysa, Fenerasyon İSTİFA!

16 Aralık 2009 Çarşamba

Hıncal Uluç Çizgide miydi?


Fenerbahçe hakkında yazmak, sallamak, uydurmak, senaryo yazmak, hayal kurmak spor medyası için sıradan bir hale gelmiş.

Bakın Hıncal Uluç ne diyor Fenerbahçe- Ankaragücü maçıyla ilgili:

F.BAHÇE-A.Gücü maçı cumartesi günü oynandı. Pazar sabahı 6 büyük gazeteyi okudum, bir tanesinin manşetinde hakemin maçı F.Bahçe’ye hediye ettiği yoktu. Bir tanesinin maç yazısında F.Bahçe’nin ‘kale çizgisini yarım metre geçen topun gol olarak verilmemesi sayesinde kazandığı’ yazılı değildi. Ayrıca her gazetede ortalama 5 gazeteci var maç yorumlayan. Bir tanesi yazısına ‘Aziz Yıldırım, federasyona ve hakemlere giydirdi, “Bunları temizleyeceğim” dedi. Bir gün sonra hakemler F.Bahçe’nin yediği golü göremediler, çalamadılar’ bağlantısı kuramamış. Bu golle A.Gücü küme düşebilir, o avanta 2 puanla F.Bahçe şampiyon olabilir, Şampiyonlar Ligi’ne gidebilir. Sadece maçın skorunu değiştirmedi hakemler. Ligin kaderini değiştirdi.

Yani Hıncal Uluç o topun kalenin içine yarım metre girdiğini görmüş. O kadar emin ki bundan bir de medyayı eleştirmiş. Siz nasıl yarım metre içeri giren golü göremezsiniz.

Türkiye'de spor medyası öyle bir durumda ki popo silmek için kullanılan tuvalet kağıdıyla bilimsel bir top çizgiyi geçip geçmedi tartışması başlatılıyor ve karar veriliyor. TOP ÇİZGİYİ GEÇTİ. Bir de üzerine medyamızın duayeni Hıncal Uluç patlatıyor bombayı. "Ey spor medyası, sen çizgiyi geçen topa gol demişsin ama bunun Aziz Yıldırım'ın demecinden sonra oluşan bir durum olduğunu yazamamışsın."

Peki bu duayenimiz topun çizgiyi geçtiğini görmüşte Fenerbahçe'nin yediği golden önceki kabak gibi faülü görememiş mi? Görmüş görmüşte yazmamış işte. Unutmuş...

O top çizgiyi geçmişte olabilir, geçmemişte olabilir. Bunu bizim bilmemize imkan yok. Ancak Hıncal Uluç'un bu yazıyı yazarken gönderdiği sinyalleri ve amacını az çok bilebiliriz. Hıncal Uluç diyor ki: Hakemler Fenerbahçe'yi yakarsa canları sağolsun, görmeyiz, duymayız, söylemeyiz... Ancak tartışmalı bir pozisyonda Fenerbahçe lehine karar verirlerse eğer yandılar...
Mesaj alınmıştır...


Bir de şu piero olayına kafam takıldı. Ölçüleri tutturamadıkları için ölçememişler topun çizgiyi geçip geçmediğini. Aklıma şu soru geldi:

1989-1990 sezonundaki Fenerbahçe-Beşiktaş maçında Fenerbahçe stadının boyutları da farklıydı, topun boyutları da farklıydı. 20 sene önceki o boyutları tutturup topun çizgiyi geçtiğini hem de kaç santim geçtiğini söyleyebilen Lig TV bugün bunu nasıl yapamadı? Acaba o da mı yalandı? Yoksa bugün ölçtüklerinde istedikleri sonuç çıkmadı mı? Bana bunun yanıtını versinler ben bu blogu kapatayım...


Not: Hıncal Uluç'un bu yazısı hakkında beni uyaran ve bilgilendiren Blog'umun takipçilerinden sevgili Mustafa Halıcı'ya çok teşekkür ederim.


6 Ekim 2009 Salı

Bir Yıldız(!) Doğuyor (Hıncal Uluç Patentli)


Spor medyasında yeni bir yıldız(!) doğuyor. Yeterince holigan ve kötü yorumcu yokmuş gibi Sabah Gazetesi yeni bir yazar bulmuş. Adı Emir Somer. Yazılarını dikkatle takip ediyorum. Son yazısında Sabri'nin futbol yeteneklerinden ve Galatasaray'ın ruhu olduğundan falan bahsetmiş. Şaşırdım. Bakın daha 2-3 gün önce yani geçen günkü yazısında da aynen şöyle yazmıştı bu büyük(!) yetenek.

Emre Belözoğlu da cezalı olunca, o 'RUH' masal kitaplarında kalıyor. Yani iletişim gönülden değil! Daum oyuncularını küstürüyor. Bakın Rijkaard'a, o tuhaflık peşinde koşmuyor. Daum gibi sahte değil.. Resmi maçlarda 28 isme şans tanımış. Açıklamalarıyla aykırılık peşinde koşan Daum ne yapmış? Onun rakamı 22!

Bu yeni büyük futbol düşünürü bu hafta Daum rekoru kırarken bu yazısının hatırlanacağını düşünmüş olmalı ki Trabzonspor'a sardırmış araya da bir Sabri'ye övgü yazısı yerleştirmiş. Hıncal Uluç'un torpiliyle Sabah gazetesinde yazmaya başlayan bu yumurcak Hıncal abisini mahçup etmemek için elinden geleni yapıyor. Yani saçmalıyor. Türk spor medyasının katedrali Hıncal Uluç bakalım kimlere ne köşeler verdirecek.

Bak genç kardeşim. Ne güzel genç yaşta Türkiye'nin büyük gazetelerinden birinde yazma şansına sahip olmuşsun. Abilerine özenip böyle saçma sapan yazılar yazma. Gazeteci gibi yaz. Gazeteci nasıl yazar bilmiyorsan aç Namık Sevik'i, aç İslam Çupi'yi oku. Öğren. Özenme abilerine. Onlar zaten medyayı böyle rezil hale getirenler. Hıncal abi'nin evinden duyduklarını gelipte gazetede kendi yorumunmuş gibi yazma. Madem ki o köşeye atandın objektif ol...Ya da şimdi kenara çekil. Büyü de yaz...