Follow @chemedya

26 Aralık 2009 Cumartesi

Fenerbahçeliler Neden Mutlu Değil?


Gün geçmiyor ki spor medyası hayali bir haber uydurmasın. İnsanları açık açık aptal yerine koyuyorlar.

Aykut Kocaman ile Aziz Yıldırım'ın başbaşa yaptığı görüşmede şunlar şunlar konuşuldu diye yapılan bir habere nasıl inanacağız? Başbaşa yapılan bir görüşmeyi yazmak için oraya dinleme cihazı koymanız ya da taraflardan birinin bu görüşmeyi size anlatması gerekir. 1980'li yıllardan kalma gazetecilikle insanları ısrarla aptal yerine koyuyorlar.

İşte yan tarafta bugün bir anket başlattım. Size göre hangi gazetenin spor servisi daha güvenilir diye. Hiçbiri seçeneğini işaretlemiş birçok blog ziyaretçim. Spor medyasına kimse inanmıyor artık!

Örneğin Öcal Uluç bir yazısında şöyle diyor. "Seyrantepe Projesini diline dolayanlar Fenerbahçe'ye devletçe verilen arazileri neden yazamıyorlar? Çünkü işlerinden olma korkuları var."

Peki Öcal Uluç'a bir kişi bile sormaz mı? Sayın Uluç bugüne kadar Fenerbahçe aleyhine haber yaptı diye işinden olan bir tane gazeteci ismi söyler misiniz? Çok fazla değil 1 tane isim söyleyin...

Kardeşi Hıncal Uluç her yazısında korku imparatorluğundan bahsediyor. Haluk Ulusoy'un yıllarca Türk futbolunun çok affedersiniz ama içine etmesine ses çıkarmayanlar Aziz Yıldırım'ın hayali korku imparatorluğundan bahsedebiliyorlar. Peki Hıncal Uluç kim bu Aziz Yıldırım'dan korkupta bazı şeyleri haber yapmayanlar? Bana bir tane örnek gösterebilir misiniz? Gösteremezsiniz. Çünkü siz de Öcal Uluç gibi yalan söylüyorsunuz.

Ama ben size bir tane örnek gösterebilirim. Tahir Kum, Habertürk Gazetesi piyasaya çıkmadan önce Denizlispor-Fenerbahçe maçından önce bazı büyük kulüplerinde karıştığı yazışmalarının belgelerinin elinde olduğunu söylemişti. Türkiye'de büyük olay olacaktı. Şampiyonluğun nasıl el değiştirdiği ispatlanacaktı. Bu belgeleri üstünden aylar geçmesine rağmen yayınlamadı Tahir Kum. Peki Tahir Kum kimden korktu da yayınlamadı? Bir kez olsun bunu da sorabilir misiniz? Bunu sorabilecek ya da bu belgeleri yayınlayabilecek cesur bir gazeteci tanıyor musunuz Uluç kardeşler? Ama dikkat edin Galatasaray'ınızın bir şampiyonluğu elden gidebilir.

Fenerbahçe muhabirleri ayrı bir alem. Herkes bilir ki Fenerbahçe muhabirleri dernek gibidir. Yalan haber yazacakları zaman bile ortak olarak yazarlar. Kendimi bildim bileli; Feridun Niğdelioğlu, Aygün Özipek, Yusuf Kobal, Deniz Derinsu, Sadi Kemal Yaşar, Yalçın Türk gibi isimler Fenerbahçe muhabirliği yapıyorlar. 20 yıldır yalan haber yazıyorlar ve 20 yıldır aynı görevdeler. Bir düşünün bu saydığım isimlerden hangisine inanıyorsunuz? İçlerinden mafya babalarının danışmanlığını bile yapanlar var. Bu isimlere nasıl güvenebiliriz? İşte spor medyası
bu nedenle güvenilir değil. Bir muhabir başarısına göre değil müdürüyle ilişkilerine göre görevini sürdürebiliyor. Yıllarca yalan haber yazarak yerini koruyabiliyor. Bu işin denetimi yok, yaptırımı yok.

İbrahim Seten, Nur Gencer'in Galatasaray'da görevden alınmasına neden olan vize skandalında ismi geçenlerden biri. Yani Seten basketbol federasyonunda çalışırken birkaç kişiyi yurt dışına kaçırmak için sanki milli takım ekibindeymiş gibi imza atmış. Bu adama kimse sormuyor. Biz sana nasıl güvenebiliriz diye. İşte hala yerinde...Hesap soran yok.

Şansal Büyüka, polis tarafından yayınlanan Sedat Peker'le ilişkili spor adamları listesinin en başında yer alıyor. Mahkeme tutanaklarına geçiyor ismi. Sedat Peker'den altın tesbih aldığı biliniyor. Bunu neden yapıyor? Bir spor adamının bir mafya babasıyla ne işi olabilir? Bunu kimse sormuyor. Sorgulamıyor. Lig Tv Sedat Peker ile ilişkisi çok kötü olan Aziz Yıldırım için bir şantaj aracı haline gelmiş durumda. Bu Fenerbahçe'nin aleyhine de kullanılıyor yıllardır. Bir kişi çıkıp Şansal Büyüka'yı eleştiremiyor. Sen neden tarafsız yayın yapmıyorsun diye soramıyor.

Erman Toroğlu köşesinde bir yardımcı hakeme seni bitireceğim diyor. Hadi spor müdürü görmüyor. Bir kişi çıkıpta "sen kimsin arkadaş. Neyi bitiriyorsun." diyemiyor. Herkesin köşesi babasının çiftliği gibi. İstediğini tehdit ediyor, istediğine iftira atabiliyor.

Gökmen Özdemir, Vatan Gazetesinin spor müdür yardımcısı. Hıncal Uluç övünerek O'nun Galatasaray tribünlerinde kombinesi olduğunu ve büyük Galatasaraylı olduğunu anlatıyor. Oysa aynı Hıncal Uluç Fenerbahçeli olan spor müdürlerini yerden yere vuruyor. Fenerbahçe aleyhine yayın yapmaya zorluyor. Vatan Gazetesi neredeyse Fenerbahçe aleyhine yapılan yalan haberlerin ana üssü olmuş durumda. Kimse çıkıpta arkadaşlar bu nedir? Neden bu kadar çok yalan haberler yapıyorsunuz? Fenerbahçe bir tez ortaya attığı zaman bunu çürütmek sizin mi işiniz diyemiyor. Siz gazetecilik yapın diyemiyor. Zaten kimsenin gazetecilik yapmaya da niyeti yok. Pazar akşamı Şansal Büyüka, Pazartesi akşamı da Hıncal Uluç gerekeni söylüyor. Bütün hafta bu iki kişinin başlattığı gündemle devam ediyor.


Ben bu blog'da spor medyasında pisliklerin deşifresini ve bunun kavgasını yapıyorum. Bazı şeyler değişmeli artık. Ben değiştiremem ama ben buradan deşifre edebilirim. Bunun kavgasını verebilirim.

Gelelim yazının başlığına. Spor medyasının belki de en dürüst ve düzgün kalemlerinden, Namık Sevik'in yeğeni Ercan Güven köşesinden sormuş bugün. Fenerbahçeliler neden mutlu değil. Buradan veriyorum işte yanıtını sürekli. Bir kulübün üzerine bu kadar çok gidilirse ve bu kadar kuşatma altında kalırsa taraftarı mutlu olamaz. Galatasaray'ı yendiği hafta oynadığı futbol değil tribünden atılan bir pet şişe, Trabzon'u yendiği hafta oynadığı futbol değil yan hakemin lehine verdiği bir ofsayt konuşulan bir kulübün taraftarı mutlu olamaz. Kendini hep savunma psikolojisi içinde bulur. Çünkü bilir ki kendi takımının hakkı yendiği zaman bunu kimse konuşmayacak. Trabzonspor'un verilmeyen ofsaytından önce Santos'un itilmesi lig tv özetlerinde yer almayacak ve gündeme gelmeyecek, İbrahim Setenler, Feridunlar, Denizler, Emrahlar yalan haberler yapacaklar. Fenerbahçe taraftarı ise Fenerbahçe iyi futbol oynamıyor, oynasın ondan sonra bazı şeylerden şikayet etsin yalanıyla uyutulmaya ve mutsuzlaştırılmaya devam edecek. Nihat Genç'in dediği gibi. Bu ülkede her takımın sadece 2 maçı var. Onlar da sadece Fenerbahçe ile. Maalesef ki medyanın kavgası da hep Fenerbahçe ile.

11 yorum:

tozasor dedi ki...

Fb taraftarı çok kolay manipüle edilebilir bir kitle.. Buna yönetiminde medyaya alınacak tavır konusundaki zaafiyetleri de eklenince tek derdimiz Guiza'nın kaçırdıkları, Santos'un pas hataları oluyor..

Ahmet Ercanlar dedi ki...

Sevgili İlter,
Fenerbahçe'yi bir holding gibi yönetiyor Aziz Yıldırım ve ekibi.
Ama bir holding halkla ilişkilerden yoksunsa asla başarılı olamaz. İşte Fenerbahçe'nin sorunu da bu. Halkla ilişkiler Kendini ifade etmek.

tozasor dedi ki...

Abi ifade edeceği zamanda Serhat Ulueren'e falan röportaj veriyorlar. En sadık adamı Alaattin Metin gibi biri oluyor.

Medyanın tamamı Gs lobisinin etkisinde, hal böyleyken yıllardır kendi adımıza bir Hıncal Uluç bile çıkaramadık. Bu devran ne zaman döner onu da merak ediyorum.

Ahmet Ercanlar dedi ki...

İlter garabeti çok iyi yakalamışsın. Bu devan ne zaman döner biliyor musun? Fenerbahçe yönetimi iyi ile kötüyü ayırt ettiği zaman. Yani Feridun yalan haber yaptığında işini dürüstçe yapan insana da Feridun muamelesi yapıyorlar. Fenerbahçe şu yapısıyla Hıncal Uluç çıkartamaz. Ancak Gürcan Bilgiçleri olur. Çünkü sen işini iyi yapan adam yerine gidip Serhat Ulueren'e konuk oluyorsun. İşini düzgün yapan adam diyor ki bu adamlar gidip kendilerinin kuyusunu kazan adama ödül veriyorlar. Bize ise köpek muamelesi yapıyorlar. o zaman biz de o yoldan yürürüz.

Özhan Canaydın istediği şekle getirmek için medyayı gazete gazete dolaşıyordu. Adnan Polat sürekli iletişim halinde. Fenerbahçe yönetimi için ise herkes Feridun. Suçu biraz da kendimizde aramalıyız.

Bolat dedi ki...

Ahmet Hocam, medyayi senden daha iyi taniyamayiz tabii ki bu konuda söylediklerinin üzerine söz söyleyemem...

Ama Fenerbahce'nin neden mutsuz oldugu yönünde bence o senin bahsettiklerinin yanina Fenerbahce taraftarinin genel profilini de eklemeliyiz...

Fenerbahce taraftari genelde anlamda takimindan ve yönetiminden memnun degil. Özellikle de ciddi bir Aziz Yildirim düsmani var taraftarlarin arasinda. Iyi bir bag kurulu degil aslinda takimla taraftar arasinda.

Gecenki puan kayiplarinin oldugu haftalarda Aziz Yildirim'in Kulüpler Birligi Baskanligindan istifa etmesinden sonra "Fenerbahce Baskanligindan da istifa et" diye baslik atabilmisti Fenerbahceli oldugunu iddia edilen bir blogger...

Ahmet Ercanlar dedi ki...

@Bolat

O birşey mi? Tanjeviç gitsin diye Fenerbahçe basketbol takımı inşallah yenilir diyenler, Aragones gitsin diye Fenerbahçe'nin yenilmesi için dua edenler, Aziz Yıldırım gitsin diye Fenerbahçe şampiyon olmasın isteyen Fenerbahçeliler de var. Hem de sorunca mangalda kül bırakmayacak kadar Fenerbahçeli olduğunu söyleyen tipler. Taraftar profili de bu mutsuzlukta etken. Daum'un 2. senesinde medyanın da etkisiyle 6 atılan maçlardan sonra bile memnun olmayan taraftar vardı. O dönemin söylemi TR liginde herkes başarılı olur. Avrupa'da başarılı olmalıyız. Sonra Zico geldi Avrupa'da başarı geldi. Tr liginde başarılı olamayan hocayı neyleyelim dendi. Benim hep söylemek istediğim şey aslında bunu pompalayanın medya olduğu. Üzülerek söylüyorum ki Fenerbahçe taraftarı bilinç bulanıklığı yaşıyor ve medyadan, özellikle de Hıncal Uluç eksenli medyadan çok etkileniyor.

GÜRAY İŞDAŞ dedi ki...

Sevgili İlter öncelikle blogunda yazdğın tüm konulara içtenlikle katıldığımı belirtmek istiyorum.Özellikle Vatna gazetesi ile ilgili olan görüşün mükemmel.Bugün(pazar)Alex'in resmi siteden yayınlanan röportajını almışlar.alex İlk devre için unutamadığı golün Galatasaray'a atığı golü manşete almışlar.Altında ise başlık''O GOL OFSAYTTI''ve çizgi çekilmiş fotoğrafı ile.Bu nasıl bir düşmanlık veya hesaptır.Başkanımız kendi camiasındaki abuk subuk işlerle uğraşacağını bunlarla neden mücadele etmez?Neden bunlara bir yaptırım uygulatmaz(sanırım vatan gazetesine tek yaptırımı,tesislere o gazeteyi aldırmamak)iyilikle kalın...

Borazan dedi ki...

Geçenlerde ben de bir blog yazarına ve yorum gönderenlere kendimi tutamadım ve nispeten kaba saba laflar ettim. Hoş değil mutlaka. Gerek de yoktu doğrusu.

Onlarda anlayamadığım şeyin özü ama buydu işte. Bolat'ın ve senin yorumlarınızdaki kaygılarınız, daha doğrusu saptamalarınız.

Bir başlıyorlar ''Yok bu takım şunu hak etmiyor yok bunu hak etmiyor, yok bizi rezil ediyorlar, yok bu futbolla gruptan çıkmasaymış keşke Fenerbahçe, yok bu kadar para alıp ne yapıyorlarmış'' mış mış...Yahu ben kendi takımımın yenilmesini, ezilmesini ister miyim? Ne mantıktır bu.

Ama tabi canım dünyadaki bütün takımlar şahane oynuyorlar, takır takır maç kazanıyorlar, millet bedava maçlara girebiliyor, formalar sebil, bir tek Fenerbahçe'de işler çok kötü, başkan kötü, yönetim kötü, teknik direktör kötü, masör kötü, futbolcular berbat!

İşler böyle olduğu için de destek yok, takıma moral vermek yok, Alex'i kötü bir gününde ayakta alkışlamak yok, en sıradan pas hatasında basın ıslığı, yuhalayın bunları, ardından iyi bir Fenerbahçeli olarak bloglarınızda da yerden yere vurun, vurdurun.

Aynı akşam Şansal-Erman, ertesi gün de Hınçal-Tanburacı, kare tamamlandı işte.

Ne demeli bilemiyorum.

Ahmet Ercanlar dedi ki...

Dikkat ettiğim bir şey var. Belirli bir yaşın üzerindeki Fenerbahçeliler çok daha romantik, çok daha takımını kollayan bir yapıya sahipler. Genç taraftarlar ise çabuk tüketen, acımasız ve duygusallıktan yoksunlar. Gençler nasıl olursa olsun başarı gelsin istiyorlar.

Bolat dedi ki...

@Borazan

"Geçenlerde ben de bir blog yazarına ve yorum gönderenlere kendimi tutamadım ve nispeten kaba saba laflar ettim. Hoş değil mutlaka. Gerek de yoktu doğrusu"

Olayi görmedim veya rastlamadim ama bana kalirsa hayiflanmana hic gerek yok. Böyle mücadele etmeliyiz. Sahsen ben de kolay kolay yorum yapmamaya calsiyorum cünkü cok yoruyor enerji kaybettiriyor bir sürü salakla ugrasmak durumunda kaliyorsun polemik hadisinde. Ama belki de mücadele etmek lazim. Yorulmamak ve tartismak lazim, sonuna kadar...

Cengiz dedi ki...

Taraf bir medya yaratmak için yapılması gerekenler :)
-Antremanlar basına açılsın...

-Daum, basın mensuplarıyla sohbet toplantısı yapsın ve onlara 30.haftada bilemendin 45. haftada şampiyonuz gibi kehanetlerde bulunsun. Mangal partileri yapsın, ve medya mensuplarını, özellikle de, Feridun'u elleriyle beslesin..

- Futbolcular tüm dergi ve gazetelere röportaj versin. Sabahları Seda Sayan'nın programına katılsın..

-Kocakafa'lı bir futbolcu bulunsun ve medyayaya Messi'diye yutturulsun ayrıca bu kocakafalı oyuncuya derin ilişkilerin adamı Haluk Ulusoy'un 1.derece yakını hami olarak atansın..

Bu liste uzar gider..