Follow @chemedya

15 Ekim 2010 Cuma

Bir insan kendisiyle röportaj yapar mı? Yapar...İşte dev röportaj...


Baktım hiç bir blog, gazete ya da dergi benimle röportaj yapmıyor ben de kendimle röportaj yapmaya karar verdim. Bu röportajda hiçbir torpilli soru yok. Egon tavan yapmış diyenler olabilir ama desinler. Belki kendim hakkımda ifade edemediğim ve anlatmak istediğim şeyleri biraz da şaka yollu bu röportajla anlatabilirim...

Kendini tanıtır mısın öncelikle?

Ahmet Ercanlar.1977 Urfa doğumluyum. Şanlıurfa Anadolu Lisesi sonra zorunlu İstanbul göçü ve Erenköy İntaş Lisesi'nden mezuniyet. Ardından İstanbul İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldum. Üniversite 1. sınıftayken Kanal 6'da Fenerbahçe muhabirliği, sonra Cine5'te futbol başlıyor ve 9'da 9 programlarının yapımcılığı, Star TV'de maç özetleri, Cnnturk'te canlı yayın prodüktörlüğü, Skyturk'te görsel yönetmenlik, Lacivert ve Koşan Adam dergilerinin yazı işleri müdürlüğü, Kanal 24'te Creative Prodüktörlük ve son olarak Hürriyet Gazetesi'nde Fenerbahçe muhabirliği.


Çok fazla işte çalışmamış mısın?

Kırılgan bir yapım olması ve her işten istifa ettirecek dramatik bir durum bulmam nedeniyle çok iş değiştirdim. Şimdi evlendim ve istikrarımın peşindeyim:)

Burada spor medyasını çok eleştiriyordun ama sen de az yalanlanmıyorsun. Nedir bu işin aslı?

Öhöm, kem küm...Bu soruyu atlayabilir miyiz?

Hayır!

Peki, ben çok kısıtlı imkanlarla Fenerbahçe muhabirliği yapmaya çalışıyorum. Bir haber aldığım zaman bunu doğrulatacak bir yönetici bulamıyorum. Bu nedenle kendi haberlerimi yapamıyorum...Aslında yapıyorum da pozitif haberler pek iş yapmıyor. Saygı duyulmam için 3 tane Fenerbahçeli futbolcuyu takımdan postalatmam, iki yönetici ile başkanın arasını açmam, kulüpte en az 1 kez kriz yaratmam gerek...Bunları yapamıyorum. Pozitif haberi de gazetecilik camiası sevmiyor. Ortada kaldım.

Sahi neden bu röportajı istedin?

Anlattım anlattım olmadı bir de yazayım dedim...

Türkiye'de gazetecilere bakış nasıl sana göre?

Kimse bize güvenmiyor. Hepimiz yalancıyız...Ağabeylerimiz bize miras olarak bunu bırakmışlar. Ne yapsak olmuyor. Ne yapsak düzeltemiyoruz. Bize saygı duyulmuyor. Ezmeye çalışıyorlar...Hem meslektaşlarımız hem de yöneticiler. Bu nedenle gazetecilere bakış sorusunu duymamış olayım...

Peki, ama sen Fenerbahçeliydin...Normalde kulübünle harika ilişkiler içinde olman gerek. Hatta bu blogda yazdıklarından sonra senin ne kadar fanatik olduğunu yazıp durdular sağda solda...

Fenerbahçeliyim evet. Fenerbahçe kulübünde saygı duyulmak için Fenerbahçeli falan olmak değil başka şeyler gerekli. Haber merkezlerine çalışırken kulüp için proje üretiyor ve son derece saygı görüyordum. Fenerbahçe muhabiri oldum selam bile vermez oldular. Bu ikilemi çözemedim. Zaten objektif olmak zorundayız. Ancak objektif olduğuma bile inandıramıyorum kimseyi. İlla da Fenerbahçe düşmanısın diyorlar...


Sana mı?

Evet

Fenerbahçe hakkında bir kitap yazmayı düşünüyormuşsun? Nasıl bir kitap yazacaksın?

Fenerbahçe çok ilginç bir camia. Türkiye gibi. Hatta Türkiye'den de ilginç. Bende kendimce yaşadıklarımı yazacağım. 6-7 yaşındayken babamların Urfa'da yaptığı ve her maçta kavga çıkan Fenerbahçe- Galatasaray maçlarından başlayıp kendi Fenerbahçemi yazacağım?

Kendi Fenerbahçe'ni nasıl tarif edersin?

Tertemiz...

Tekrar meslek yaşantına dönelim. Taraftar bakışınla Fenerbahçe ile muhabir bakışınla Fenerbahçe arasında ne gibi farklılıklar var?

Taraftar olarak Fenerbahçelilik çok farklı birşey. O saflığımı hiç kaybetmedim. Hala Fenerbahçe yenilince gözlerimden yaşlar gelir. Hiç küfür etmem. Sadece üzülürüm. Kimseyi suçlamam. Aziz Yıldırım efsanedir, Aykut Kocaman dokunulmaz bir adamdır...
Muhabir olarak ise tam tersi. Suçlayacak birini bulmam gerek başarısızlıkta. Bu benim görevim. Benden istenen bu. Hayır desem evimi geçindirecek bir işim olmaz. Muhabir bakışımla Aziz Yıldırım kötü bir başkan. Çünkü ben ondan haber alamıyorum. Gitmesini istemem gerek. Ama gönlüm razı olmuyor buna. En iyisi bana futbol değil eskrim haberleri falan yaptırsınlar.

Kulüp neden bu kadar katı sana karşı?

Bu konuda çelişkili ifadeler var. Benim Fenerbahçe düşmanı olduğumu iddia edenler var. Aslında bana değil başkalarına gıcık olunduğunu söyleyenler var. Ha bir de eski tribüncü arkadaşlarım sen koyu Fenerbahçelisin o yüzden değer görmezsin diyorlar.

Bu blogu neden yapıyorsun? Başına iş gelmesinden korkmuyor musun? Medyada önemli ve güçlü adamlar hakkında yazıyorsun.

Siz olsanız ne yapardınız? Bir şeyleri içinde tutmayı doğru bulanlar var. Akıllı ol bırak o blogu diyenler var. Sana mı kaldı Fenerbahçe'nin haklarını savunmak diyenler var. Yıllar önce Fenerbahçe tribünlerinde hayalet bir grup kurmuştuk. Hayalet diyorum çünkü ismi duyulsun istemiyorduk. Sadece Fenerbahçe için bir şeyler yapmak istiyorduk. O grubun adını şimdi de yazmayacağım. İşte o günlerde Fenerbahçe tribünlerinde bazı pankartlar açıyorduk. "Sevgi Eylem Gerektirir", "haramilerin saltanatını yıkacağız" "Temiz bir lig istiyoruz" diye. İşte bende bu blogu sevgi eylem gerektirdiği için, haramilerin saltanatını yıkabilmek için ve temiz bir medya istediğim için yapıyorum. Başıma ne gelirse gelsin...

Aykut Kocaman için görüşlerin ne? Bir gazeteci olarak değil bir Fenerbahçeli olarak yanıt ver ama...

Geçen sene çok kızıyordum. Bu sene başında Alex olayında da çok kızıyordum. Ama kim sevmez ki Aykut Kocaman'ı ? En azından bir ideali var adamın. Para için yapmıyor. Birşeyler becermeye çalışıyor. Fenerbahçe tarihinde hiç bu kadar başarılı yabancı transferi oldu mu? İmkanı yok bulamazsınız. Hiçbir şey yapamdıysa bunu yaptı.

Takip ettiğin bloklar hangileri?

Tirajik (Ebru Köksaldı ve Altuğ okunmaz mı? Şahaneler) , Papazınçayırı ( Hepsi birbirinden iyi yazarlar), Hayatım Fenerbahçe...Bunlar ilk sırada. Ancak hemen hemen tüm Fenerbahçe bloglarına girip çıkarım.

En beğendiğin köşe yazarı?

Ercan Güven'i tek geçerim. Güzel yazılarından sonra mutlaka arar hayranlığımı direkt yüzüne iletirim.

Okuduğun gazeteler?

Mecburen hepsini okuyorum. Ama eğer medyada çalışmasaydım gazete okumazdım. Çünkü biz gazeteciler Türk futbolunun 10 yıl gerisindeyiz. Türk futbolunun da Avrupa'nın 10 yıl gerisinde olduğu düşünülürse olmamız gereken yerin 20 yıl gerisindeyiz.

Son olarak Antu hakkındaki düşüncelerini alalım.

Eski bir Antu duayeniyim. Orada beni seven de sevmeyen de çoktur. Çok ilginçtir ki Antu'da duayenken benim Aziz Yıldırım'ı savunmam nedeniyle düşman olanlar bugün oradan bana Aziz Yıldırım'ın yalanlamaları nedeniyle saldırıyorlar. Trajikomik bir durum. Zaten orada beni Aziz Yıldırım'ı savunduğum için can düşmanı olarak gören admin arkadaş da bu düşmanlığının ödülünü başkanla röportaj yaparak aldı. Şimdi o adminin alkol masasındaki arkadaşları sahte nickleri ile bana sallıyorlar oradan. Umursamıyordum ama başkaları umursuyormuş. Bugün öğrendim onu da. Orası bir Fenerbahçe forumu değil artık. Bir kaos tendanslı medya sitesi. Her zaman girip okurum. Bazen güzel yazılar da oluyor ama artık Antu'da güzelikler azınlıkta.

7 yorum:

Maçanın Papazı dedi ki...

harika keyifle okudum

todor dedi ki...

süper.
bu arada antuda kullandığın nickin ne?

Chemedya dedi ki...

Antu'da yıllar önce Ahmet Ercanlar nickiyle yazardım. Ancak sonraları nickimi iptal ettim. Şimdi arada ablamın nicki olan dişikanarya ile Antu'ya bakarım.

sayerlack dedi ki...

En önemlisi Adını ve soyadını yazmamışsın.

Chemedya dedi ki...

Genelde buraya girenler benim ismimi bilir diye yazmamıştım:) hemen yazayım yukarıya.

sayerlack dedi ki...

.Aceto ve Ali Okancının haricinde ismini bildiğim bir blog yazarı yoktu.Senide okurdum denk gelmemiş demekki.

aslı dedi ki...

ben de artık üyeyim:)
başarılar dilerim:)