Follow @chemedya

19 Ocak 2010 Salı

We Will Back!


Hayatımda unutamadığım olaylardan biri bundan birkaç yıl önce Manchester City'nin küme düştüğü gündü. Manchester City, İngiltere Premier Ligi'nde en sevdiğim kulüptü. Ligin son maçında küme düşmeleri kesinleşmişti. Tıklım tıklım dolu tribünler tek bir ağızdan şarkılar söylüyorlardı ve şu pankartı açmışlardı: We Will Back.

Bu pankartın anlamı City'liler açısından çok açıktı. Skorlardan bağımsız olarak kulüplerine olan bağlılıklarını iletiyorlardı. aradan geçen yıllar ve şu an Manchester City şampiyonluğa oynuyor. Taraftarları yine tribünde ve mutlu olmasını biliyorlar. Çünkü futbol sadece bir oyun. Onlar Premier ligde de olsalar, Championship'te de olsalar takımlarıyla birlikte olmanın hazzını yaşıyorlar.

Oysa bizde durum hiçte İngiltere'de olduğu gibi değil. Sorun yöneticilerden başlayıp en alt seviyeye kadar süregeliyor. Yöneticiler için başarı günlük alınan skorlarla ilintili. Türkiye Ligi'nde geçen sezon 6 takım lige başladığı teknik adamla sezonu bitirdi. Medya hep polemik ve olumsuz haberlerin peşinde. Futbolun güzellikleri ile değil hep çirkin yanı ile ilgileniyorlar. Oysa olumsuzu satmak olumluyu satmaktan çok daha zor. İnsanlar futbola mutlu olabilecekleri, haz alabilecekleri inancı ile değil kötü örneklerden yola çıkarak bakıyorlar.

Fenerbahçe taraftarını ele alalım. İngiltere'deki taraftar profiline en yakın taraftar grubuydu bundan yıllar önce. 6. olduğu sezon 30 bin ortalama seyirciye oynayan bir takımdı. Taraftarı takımını asla yalnız bırakmıyordu. Oysa bugün gelinen nokta çok farklı. Fenerbahçe taraftarı artık takımının başarılarından da, oynadığı oyundan da, yaptığı transferlerden de bir türlü mutlu olmuyor. Başarısızlık asla kabul görmüyor.

Geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe, Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en önemli golcülerden biri olan Gökhan Ünal'ı aldı. Takip ettiğim Fenerbahçe blogları ve forumları bu durumdan hiçte mutlu değildi. Çünkü Gökhan, Trabzonspor ile kötü bir yıl geçiriyordu. Bu transfer onlara yeterli hazzı vermedi.

Gelinen noktada tamamen başarıya endeksli, olumsuzluktan beslenen bir futbol camiamız var. Bugün okuduğum bir röportajda Trabzonsporlu Engin Baytar şöyle diyordu: Bu ülkede Alex'i bile tartışıyorlar.

Yılda 15 gol 15 asist ortalamları ile oynayan ve oynadığı futbolla taraflı tarafsız herkesin beğenisine mazhar olan Alex bu ülkede en çok tartışılan isimlerden biri. Çünkü bu ülkede futbol sevilmiyor artık. Kaos seviliyor, karmaşa peşinden koşuluyor. Medya sürekli olumsuzu satmaya çalışarak kendi bindiği dalı kesiyor. 6. olduğu sezon 30 bin ortalama seyirciye oynayan Fenerbahçe 20-25 bin ortalamaya oynuyor, Galatasaray 18 bin kişilik tribünlerini bile dolduramıyor, Beşiktaş tribünlerini dolduramıyor. İnsanlar futboldan nefret eder hale geldiler. Kime sorsanız tuttuğu takım dışındakilerin olumsuzluklarını sayıyor.

Spor yazarları bloklar arası bağlantılar, koşmayan futbolcular, 4-4-2, 2 ön liberolu sistem derken futbolun gerçek güzelliklerinden bahsetmeyi unutuyor. Herr Daum, stajyer Zico, köylü Osieck, köylü Saftig, dede Aragones diye aşağılarken futbolun değeri düşüyor.

Blogumda hangi gazetenin spor servisi daha güvenilir diye anket yapıyorum. Oy verenlerin yüzde 80'i hiçbiri seçeneğini işaretliyor. Kimse medyaya güvenmiyor artık. Medyadaki holiganların forma aşkları tribündekileri aşmış durumda. Hatta iş öyle bir noktaya gelmiş ki kulüp yazarları tuttukları takımın haklarını savunmadıkları için taraftarlar tarafından önleri kesiliyor, kınanıyor.

Türk futbolunu yönetenler ve medya artık başını elinin arasına alıp düşünmek zorunda. Bu ülkede Hıncal Uluç, Şansal Büyüka dönemleri bitmeli. Hıncal Uluç'un müritleri, Şansal Büyüka'nın baronluğu derken medya artık bitik bir duruma geldi. Artık biz ülkemizin we will back diye pankart açan taraftarlarını oluşturmalıyız. Futbolu yeniden sevilen bir spor haline getirmeliyiz.

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Türkiye'de futbolsever yada "takımınısever diğerlerinden nefret eder" kitle sadece medyaya değil federasyona - hakemlere de güvenmiyor . Gol yiyen kaleci , yenilen takım bu işin arkasında halkmenin art niyetli kararları olduğunu düşünüyor .
Sonuçta insanlar yaşadıkları ortamın adil olduğuna inanmıyorlar . Adaletin olmadığı yerde de kendilerinde başkalarına karşı adaletsiz olma hakkıgörüyorlar. Bu durum bir kısı döngü halinde birbirini tetikliyor .

Adsız dedi ki...

Aslında insanları adaletsizliğe inandıran pek çok sebep de var .
Bu ülkede 2005-06 sezonu son haftasında denizli - Fenerbahçe maçı oynandı ve son düdüğü çalınarak bitirilebildi. Fenerbahçe'liler dışındakiler için bu cümleye verilecek tepki , " Eee n'olmuş ? Hakem size kıyak olsun diye maçı 16 dk uzattı " şeklinde olabiliyor.
Onlarca hafta boyunca Fenerbahçe'ye bir tek penaltı çalınmadığı sezonlar geçti, bu ülkede . Bi tv programı bu penaltıları arka arkaya bir vtr haline getirip yayınlayınca da bir çok kişi "Aaaaa ...?" oldu .
Gökhan Ünal Fenerbahçe'ye transfer olur olmz , " Fenerbahçe engelleniyor " dedi. Acaba bu sadede tribüne oynamak içn edilmiş bir laf mı ?
C.Nalga olayının bir benzeri dünyada hangi ülkede yaşanabilir ?

Ahmet Ercanlar dedi ki...

Sevgili adsız nickli arkadaş ya da arkadaşlar. Yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Türkiye'de bırakın resmi kurumlar ve medyadaki çifte standardı sıradan insanların bakış açılarında bile çifte standartlar var.

seçkinhan dedi ki...

Ahmet bey yazınıza sonuna kadar katılıyorum.Bu ülkede futbol sevgisi falan yok.Nasıl olursa olsun başarıya tapınılan bir düzen var.

Tansel dedi ki...

futbol seven büyük bir kitle olmadigi gibi daha genel anlamda sporu seven kitle de yok.

bu ülke spora karsi bu kadar ilgisizken nasil olimpiyat oyunlarini düzenleme hakkini kazanmayi hayal edebilir ki?

sporu insanlara sevdirmek icin kim ne yapiyor?
delisiyiz diye övündügümüz futbolu bile sadece olumsuzluklarla aniyoruz, sadece hatalari, eksikleri öne cikariyoruz.

premier league'in özetlerini izledigim bbc'nin match of the day programinda hep futbolun güzel yönleri, güzel hareketler ön plana cikariliyor, olumsuzluklar minimum düzeyde ele aliniyor. adamlar kendi mallarini mundar etmiyorlar.

bu arada gercekten "we will back" mi yazmislar? ;)

Ahmet Ercanlar dedi ki...

Valla o maçı izledim Tansel abi. Öyle yazıyordu.

defansın sigortası dedi ki...

Fenerbahçe maçlarının dolmamasının en önemli sebebi maç biletleri bana göre... Tv yayını olan maçalara bile 22 TL fiyat biçiliyor oynanan takımlarda yükselme gurbunun takımları...