Follow @chemedya

2 Aralık 2009 Çarşamba

3-5 Sorumsuz Çakal(r)




3-5 sorumsuz çakalın Fenerbahçe'nin geleceğine zarar vermesi izin verilemeyecek bir durumdur
.

Bu ifadeleri kullanmış Ahmet Çakar bugünkü yazısında. 3-5 sorumsuz çakal dediği Fenerbahçe'de mücadele etmediğine inandığı 3-5 futbolcu. Bu futbolcular aynı zamanda kaşarmış.

Hangi takım oyuncusuna söylendiği hiç önemli değil, hangi nedenle söylendiği de hiç önemli değil. Bir "spor" yazarı, hadi spor yazarı diyerek spor yazarlarına hakaret etmeyelim. Bir futbol yorumcusu ne hakla bu ifadeleri kullanabilir? Spor medyasının ciddi ciddi çivisi çıkmış durumda. Bu köşe yazısındaki üsluba izin veren spor müdürü Emrah Kayalıoğlu'da bence ayrı bir rezalete imza atmış.

Çakal kelimesinin argo tabirle ne anlama geldiğini hepimiz biliriz. Bu kelimeyi yanına kaşar kelimesini de ekleyerek bazı futbolcular için kullanmak Ahmet Çakar için sıradan olabilir ama ben okurken tiksindim...

Tırnak içinde diyorum adam değil Ancelotti diyecek kadar kendini ekranda kaybeden Ahmet Çakar şovuna artık yazılarında da yer veriyor. Şov yaparak medyada yıllardır milyon dolarlarca para kazanan bu tarz insanlar gerçek medya emekçilerinin de ekmek paralarına engel oluyor. Erman Toroğlu, Ahmet Çakar gibi şovmenler yüzünden kimyası bozulan hakemler bir yana kimyası bozulan bir spor medyası var artık.

O zaman bende yazımı tırnak içinde bir yorumla bitireyim de Ahmet Çakar hakkında biraz bilgi sahibi olun. Tırnak içinde söylüyorum: Bugün tv'lerde şovmenlik yapan eski bir hakem, hakemlik yaptığı yıllarda İstanbul hakemliğinin içine Galatasaraylı olmayanı sokturtmayacak kadar fanatikti. Daha sonra tv'lerde şovmen olunca tarafsız olduğunu yutturmaya çalıştı insanlara. Kendisine gizli kamera ile şantaj yapan insanla beraber de program yapıyor şu an. Hatta bu ünlü ve çok cesur hakemimiz kendisini zamanında kimin kurşunlattırdığını da çok iyi biliyor. Kendisini kurşunlatan Türk Futbol'unun çok üst düzey eski yöneticisini bilmesine rağmen açıklamaktan korkuyor. Buradan ikinci tırnağı açıyorum. Bu ünlü şovmenimiz "adamsa" kendisini kimin vurdurduğunu açıklar.

9 yorum:

Nihat dedi ki...

Ahmet Çakar'ı vurduranın ŞEN şakrak bir abimiz olduğunu cümle alem biliyor açıklamasına ne gerek var.

Ahmet Ercanlar dedi ki...

Hyaır Ali Şen değil Nihat. Van ceza mahkemesinde çete davasında bir kişinin itirafı var bu konuda. Orada isim verilmiş ancak olayın üzeri kapatılmış. Buradan kim olduğunu yazmıyorum. Çünkü Ahmet Çakar'a iletildi kim olduğu. Bilmesine rağmen açıklayamadı.Uyduruk, hayali şeylerle kimseyi karalamaya gerek yok.

Bushwacker dedi ki...

bu yazıda ad hominem'in kralı var. gerçi çoğu yazınızda var bu. bi de blogu 1.5 aydır takip ediyorum, şu ana kadar bende uyandırdığı izlenimler şöyle:

-bu kadar ağlak olmayın bence

-osuruktan nem kapmayın

-ad hominem yapmayın.

neyse ilk takip ettiğim zamanlarda fena değilmiş dediğim bir blog olmasına rağmen geçen süre zarfında niteliksiz bir blog olduğunu fark ettiğimi söylemek istiyorum. size yayın hayatınızda ve kariyerinizde başarılar.

Bushwacker dedi ki...

bu arada bilginiz olsun diye söylüyorum, fenerbahçeliyim.

Ahmet Ercanlar dedi ki...

Nitelik eğer insanların hoşlarına giden ayzılar yazmaksa benim blogumu niteliksiz olarak görebilirsiniz.
ad hominem var dediğiniz şey sanırım içeriğini değil kişiyi eleştirmek olarak kullanılan Latince bir deyim. Siz blogu böyle gördüyseniz eğer böyle görmeye devam edin ancak medyada hem içerik olarak hem de kişi olarak eleştirilebilecek bir çok şey ve kişi var. AHmet Çakar'ın şovmenliğini eleştirmeyeceksem bu blogu yapmama gerek yok. Kendisi medyanın bir parçası. Fenerbahçeli olmanız bir şeyi değiştirmez benim açımdan. Eleştirinizi Malatyasporlu olsanız da saygı ile karşılarım. Bir ülkede medyanın içinde bu kadar pislik varsa ve bunu hiç kimse yazmıyorsa bırakın da bu ad hominem olmasın müsaadenizle. Karaladığımı söylediğiniz insanlar mafyanın yazılı tetikçiliğini yapıyorlarsa, bazı kulüp yöneticilerinin maddi ya da manevi! desteği ile yazılarını yazıyorsa ve herkes kör sağır ve dilsizse benim riske girerek bazı şeyleri cesaretle yazmam sizi gocundurmasın. Blogumu takip etmemenizi tavsiye etmek durumundayım zaten çünkü ben daha bir çok insan hakkındaki düşüncemi yarın öbür gün karşı karşıya gelecek olmama rağmen onlarla yazmaya devam edeceğim. Bir gün bazı gazetelerin elinde olan ve yayınlatılmayan bazı belgeler açığa çıkarsa benim osuruktan nem kapmadığımı ve bu ülkede neler döndüğünü anlayacağını da umuyorum. Milliyet ve Habertürk'ün elindeki o belgeler ortaya çıktığında bu ülkede taşlar yerinden oynayacak muhtemelen. O zaman osuruktan nem kapanlardan herhalde özür dileyeceksiniz. Alışkın olunduğu üzere yazdığım şeyleri sallamıyorum ve belgelerinin olduğunu biliyorum. Ahmet Çakar'ın vurulma olayında da belgeleri hasır altı edenleri gidip eleştirseniz daha şık olurdu. Tıpkı Türkiye'de yıllardır şikelerin belgelerini dosyalarında saklayan gazeteleri kınamanız gerektiği gibi.
Bu konuda sizinle tartışmakd ahi istemiyorum. Lütfen bir daha yorum yazmayın. Yazarsanız da Türkçe yazın en azından.

Rosso Relativo dedi ki...

Sayın Ahmet Ercanlar blogunuz, yorumlarınız, fikirleriniz çok güzel ilgiyle takip ediliyor. Herkes hür iradesi ve kişliğiyle kendi fikirlerini görüşlerini kendi blogunda ifade edebilir. İsteyen takip eder, isteyen okumaz. Ahmet Çakar zaten üst üste iki program kendiyle tutarlı açıklamalar yapamıyor ki. Yılbaşı yaklaştı karaokeye de başlar şimdi Çakar ve saz(program) arkadaşları.

TheCorruptedBlog dedi ki...

Ali Şen vurdurdu bunu herkes biliyor. Ancak Ahmet Çakar akıllı bir adam. Dikkatli bir şekilde ele alınmalı. Hıncal gibi saçmalamıyor nereden nasıl vuracağını iyi biliyor, bikini hariç tabii... :)

Ahmet Ercanlar dedi ki...

Kulaktan dolma bilgilerle herkes Ali Şen diyor. Bende diyorum ki Ahmet Çakar belgeli olarak biliyor kimin vurdurduğunu. Bu kişi Ali Şen değil.O belgeyi götüreni de kendisine çok iyi tanıyorum.

todor dedi ki...

Ulusoy dur vurduran kesin. İlk hastaneye o gitmişti geçmiş olsuna. Malum Türkiye'nin puslu ve karanlık vadisinde racon budur ya, kim vurdurduysa ilk o gider geçmiş olsuna :)))